Hatta şehrin dışarıya bakan önemli yüzünden biri Kırıkkalespor bile unutuldu desek yeridir.
Arada kaynayıp gidiyor anlayacağınız.
Ne Kırıkkalespor’un yaşadığı sıkıntı ile ilgileniliyor ne de çözüm bulmak için bir gayret var.
Bu yüzden Kırıkkalespor kendi halinde, kendi sorunlarıyla baş başa yürümeye çalışıyor.
Tabi bu arada Kırıkkalespor’da ne olup neyin bittiği çok merak edilmediğinden Hakan Aykul’un başına kalan Kırıkkalespor’da yeni gelişmelerin yaşanacağı belli.
Bunların başında da Harun Aydoslu’dan boşalan teknik direktörlüğe, takımı sürükleyecek birinin getirilmesi konusu geliyor.
İdari kadroda bir takım sıkıntılardan dolayı bazı değişimlerin yapıldığını kısmen biliyorum.
Ama Teknik Direktör konusu hepsinden ayrı.
Öncelikle meselenin maddi yönü önemli.
Yani Kırıkkalespor ve yönetimi maddi imkansızlıklardan yüzünden bin bir türlü meşakkat yaşıyor ise bir teknik direktöre milyarlar verip getirtmek doğru bir yaklaşım olmasa gerek.
Tabi hepsinden önemlisi takımın başına getirilecek Teknik Direktörün spor alanında ve özellikle profesyonel ligde ne derecede isim yaptığıdır.
Spor geçmişi nedir ve bunun ölçüsü nereye kadardır?
Zira Kırıkkalespor gibi isim yapmış bir kulübe amatör sahalardan bir hoca getirmek sadece kulübün geçmişine hareket etmek anlamına gelir ki, takımın başına gelecek hoca en azından o havayı teneffüs etmiş biri olmalıdır.
Bu anlamda eldeki verilere bakmak geriyor öncelikle.
Çünkü, gelecek hoca önce ekonomik anlamda Kırıkkalespor’a yük vermemeli ve aynı zamanda da tecrübesi ve bilgisiyle takıma güç katmalıdır.
Eskiden olduğu gibi ne hatır gönül işiyle takıma birileri getirilmeli nede ahbap çavuş ilişkileriyle bir takım hesaplar içinde olanlar bu takımın başına gelmemelidir.
Hoca ağabeylik yaptığı gibi aynı zamanda takımı da toparlamalıdır.
Hatta bu kulüpte geçmişi başarısızlıkla anılan birini getirmek kesinlikle akla gelmemelidir.
Kulübün şu an içinde bulunduğu nazik durum nedeniyle, ne kulüpten faydanılmak düşünülmeli nede faydalanmayı düşünenlere imkan sağlanmamalıdır.
Belki bugün kulüp Hakan Aykul’un başına kalması nedeniyle kimse sesini çıkartmıyor.
Ancak bunun bu şekilde süreceğini de garanti edemeyiz.
İyi bir tercih yapılmadığı ve takım tercih hatasından dolayı başarısızlığa sürüklendiği hissedilmesi durumunda inanın sahip çıkan ve sesini yükseltecekler olacaktır.
Belki bu kulübe ekonomik nedenler ile sahip çıkılmıyor olabilir.
Bu demek değil ki, küme düşecek potaya girdiğinde kimse sessiz kalsın.
Hayır öyle bir şey mümkün değil.
En azından kar-kış demeden, sıcak-soğuk demeden hatası ve cefasıyla taraftar sessiz kalmayacaktır.
Taraftarın ise kesinlikle yumuşak tepki göstereceğini düşünmeyin.
Ben söyledim geçiyorum.
Gerisi sizlere kalıyor.
Özellikle kulüp başkanı ve yönetimine.