Oğlu asker, torun küçük.
Elde işe yarar bir gelin var.
Onun da yaptıklarını beğenmiyor.
Ama bahçenin ekilmesi gerek.
Yer yamaç, karık yapmayı da becerememiş.
Rasgele ekmiş elindeki tohumları;
çokbilmiş kaynana.
İşine karıştırmasa da, bir kap yemek getirmiş gelin.
Yüzünde tatlı bir gülümseme,
“Yemek getirdim anne.” demiş
Daha tadına bile bakmadığı yemeğin
iyi olmadığı kanaatine varan kaynana,
“Getir bakalım.” deyince, yürümüş gelin;
bahçenin öbür yanına doğru.
Aman Allah’ım!
Kaynana feryatta…
“Kız oraya basma; soğan ektim.”
Kaldırmış ayağını, yan tarafa basmış ki,
feryat devam ediyor.
“Kız oraya basma; sarımsak ektim.”
Son bir hamle ile
kenara çekilmek istemiş zavallı gelin ama…
“Ocağın yansın geliiin! Oraya patates ektim, basma!”
demesin mi?
Nereye bassa azar işiten gelin,
neresinde ne ekili olduğu belli olmayan bahçede
başlamış tepinmeye.
Efendim,
ülkemizde gazeteci olmak,
huysuz kaynanaya gelin olmaktan daha zor.
Daha “yolsuzluk” demeden azarı yersiniz.
“Oraya basma!”
Neden?
Altında sarımsak ekili, kokusu çıkar.
“Yoksulluk” diyecek olsanız.
“Oraya da basma!”
Neden?
Orada da soğan ekili.
Kuru soğana muhtaçların sayısının arttığı çıkar ortaya.
“Ekonomi” ya da “kriz” mi?
"Onların adını bile anma sakın."
Neden?
Altında patates ekili.
Ekonomimin patates gibi şekilsizliği çıkar ortaya.
Kriz tellalı…
“Gemi” desek.
Ne gemisi. Sen gemi görmemişsin.
Gemicik o gemicik. Cahil gelin.
“Çukur” diyelim.
Sakın haaaa!
Neden?
Daha 15 yıl (cık) oldu belediyeyi alalı.
15 yılda oyulan çukurlar hemencecik dolar mı?
Hem o çukurda ölen çocukların kaderi öyleymiş.
Çukur bahane.
Tamam.
Havadan sudan bahsedelim.
Artık buna da bir şey demezsiniz herhalde.
“Sen ne demek istiyorsun hain geliiin!”
“Saçını başını yolarım senin!”
Dağıtılan avanta kömür havayı kirletti diyemezsin.
Neden?
Uzatma.
Kapat çeneni.
Pardon,
Kapat gazeteni. Kapaaaat!