23 Mayıs 2012 Çarşamba

08.12.2008 00:00:00 417  defa okundu.

CHP, Çarşafta Samimi İse Halktan Özür Dilemelidir

 

Esasen başörtüsü olduğu halde kendisine türban denilen giyim türü ülkemizde yıllardır tartışılmaktadır. Birçok parti, bu konuda serbesti sağlamaya yönelik vaat ve beyanlarda bulundukları için kapatılmıştır.

RP, SP, AK Parti gibi belli çizgide yer alan siyasi partilerin bu konudaki tartışmalar kapsamında toplumsal talepler istikametinde beyanda bulunmaları ve çözüm geliştirmeleri, onlar açısından “Dinin ve dinsel duyguların istismarı nedeniyle laikliğe aykırılık” teşkil eden fiil kapsamında değerlendirilerek suç sayılmış, bu partiler hakkında davalar açılmış, kapatma ya da hazine yardımından yoksun kılma yaptırımları uygulanmıştır. MHP, ANAP, DYP, DP ve diğer bazı partiler aynı yönde sözler söyleyip çözüm önerileri getirdikleri halde, bu partiler hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır.

PARTİLER ARASINDA AYRIM VAR

Keza, CHP’nin, 22 Temmuz 2007 seçimlerine yönelik parti propagandası kapsamında reklam panolarına ve parti otobüslerine başörtülü resimleri yerleştirdiği, Yozgat’ta seçmenlere başörtüsü dağıttığı, son günlerde bazı başörtülü ve çarşaflı bayanlara, yaklaşan yerel seçimler atmosferi içerisinde rozet taktığı, çarşafı övücü yönde sözler sarf ettiği, eğitim hürriyetiyle alakalı anayasa değişikliği sırasında başörtülü kadınları grup toplantısından çok kaba bir şekilde çıkarırken, son günlerde onlarca başörtülü kadının grup toplantısına katılmalarına müsaade ettiği görülmektedir.

Burada birinci çizgide yer alan ve haklarında davalar açılıp cezalandırılan partilerin suçu esas alınan aynı söylem ve fiiller, diğer bazı partiler tarafından dillendirilince suç teşkil etmemekte, bu partiler hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca herhangi bir işlem yapılmamaktadır.

Yerel seçimlerin yaklaştığı günlerde CHP’de benzer olaylar tekrar yaşanmaktadır. Başörtüsüne ilişkin yasağın devam ettirilmesi için varını-yoğunu ortaya koyan, bu yasağın kaldırılmasını laikliğin tehlikeye düşmesiyle özdeşleştiren, başörtüsünün bireysel bir hak olmadığını defaatle söyleyen, “türban, Kur’an-ı Kerim’in emri değildir. 1400 yıllık İslam tarihinde türbanın yeri yoktur. Yerli değil, dışarıdan ithaldir” diyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, İstanbul Sultangazi Hamza Yerlikaya Spor Salonunda katıldığı törende, haremlik selamlık düzeninde oturan türbanlı ve çarşaflı kadınlara CHP’nin parti rozetini taktığı esnada ve başörtülü kadınların da katıldığı grup toplantısında şu sözleri sarf etmiştir: “Önemli olan insanların gerçek düşüncelerinin ne olduğudur. Bir insanın kıyafetinden, onun ne düşüncesini, ne ahlaki kimliğini çıkarmak doğru bir yaklaşım değildir. İnsanları tasnif etmemek, kılık kıyafeti ile hükme bağlamamak lazım. ... Kılığımız, kıyafetimiz şöyle olabilir, böyle olabilir; kime ne? Bizi kimsenin etkilemesine, kimsenin bizi tasnif etmesine, bizi etiketlemesine izin vermeyeceğiz. Hiçbir ayrım olmaksızın hepimiz eşitiz. Bunu içimize sindireceğiz. Biz insanların giyim kuşamıyla ilgili değiliz. Taşıdıkları değerlerle, savundukları ilkelerle ilgiliyiz. Bu görüntü, CHP çizgisiyle bir çelişki oluşturmaz. Tam aksine, bu bir kırılma noktasıdır. Örtülü kadınlarımız, zincirlerini kırıyorlar. Bu bayanların arkasında pırıl pırıl aydınlık bir kalp var.”

Bu tutum, önceleri yaşanan yerel uygulamalardan daha ileri düzeyi ifade etmektedir. Baykal, bu yapılanların tesadüfî olmadığını, bunu bilinçli olarak yaptığını belirterek, yaptığının doğru olduğunu şiddetle savunmaktadır. Bu konu geniş bir kesimde ciddi tartışmalara sebep olduğu gibi, CHP içinde de ciddi bölünme ve tartışmalara yol açmıştır. Bütün bu gelişmelere karşın, CHP lideri, yaptıklarının doğruluğunu ısrarla savunmayı sürdürmektedir.

SONRAKİ ADIM NE OLACAK

Üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan düzenlemeyi, “Bu iş çarşafa kadar gider” diyerek iptal ettirip türbanın serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkan, daha önceleri çarşafı, “Türkiye’yi geriye döndürmek, Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına çekmek isteyenlerin” simgesi olarak niteleyen Baykal’ın, yerel seçimlere az bir zaman kala, parti içinden yükselen ciddi muhalefete rağmen, rozet taktığı bu bayanların, “Biz çarşaflıyız, böyle gelebilir miyiz” diye sormasına karşılık olarak, “Başımla beraber, başımın üzerinde yeriniz var” demesi, çarşaf da dahil başını bir şekilde örten kadınların bu davranışlarının tek bir siyasi görüşle ilgisi olmadığını ilân etmesi; bu giysinin “geleneksel” olduğunu söylemesi; sürdürülen bu yasağın üzerine oturduğu temeli esaslı bir şekilde sarsacak türden yeni bir yaklaşımdır.

Diğer yandan, üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulanmasının kaynağını teşkil eden AYM’nin 1989, 1991 ve 2008 yıllarında vermiş olduğu kararlarında, yasağın gerekçelerinin büyük ekseriyetini, kapatılan birçok partinin kapatma gerekçesinin bir kısmını, başörtüsü diye ifade edilen kadınların örtünme şeklinin “siyasi simge” sayılması ve bunun “Dinin ve dinsel duyguların istismarı” kabul edilmesi oluşturmaktadır. Bu kararlarda bunun, neden masum bir geleneksel örtünme şekli olmadığı ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bu kararların bir kısmında, “şayet başörtüsü serbest bırakılırsa üniversiteye çarşafla gelenler de çıkar” denilmektedir.

AYM’nin bu kararları yanında CHP’nin tutumunu nasıl değerlendireceğiz; Baykal’dan bu sözleri duymanın gerçekten sevindirici ve umut verici bir gelişme olduğunu söylememiz mümkün müdür? Tabiî bu açılımın ciddiyet ve kalıcılığı, sadece birkaç başörtülü ve çarşaflı katılım figürüyle, imamlık yapmış birkaç kişinin aday gösterilmesiyle sınırlı tutulmamasına, toplumu gerçekten rahatlatacak türden jestlerin cesaretle sürdürülmesine bağlı bulunmaktadır.

CHP’nin, 2009’un mart’ında yapılacak yerel seçimler öncesi dönemde tekrardan dinî değerlere ve dindar kesimlere saygılı bir tutum takınmış olması arzu edilir bir şeydir. Her ne kadar CHP, daha önceki yıllarda seçim dışı dönemlerde din, cami, İmam Hatip Lisesi, Kur’an Kursu, başörtüsü, çarşaf gibi konulara karşı tahammülsüzlük göstererek, klasik siyasetini sürdürmeye devam ettirmiş ise de, son günlerdeki tutumunu sürdürmede ısrarlı olması sebebiyle, bu tutumunu seçim sonrasında da sürdürme konusunda ümit verici görünmektedir.

Tabiî bu konularda turnusol kâğıdının rengini, CHP’nin seçim sonrasında başörtüsüne serbesti sağlama yönünde bir gelişme olması halinde sergileyeceği tutum belirleyecektir.

Bu durumda şu tespitleri yapabiliriz:

CHP bu tutumunda samimi ise, bunu seçim sonrasında da sürdürmesi gerekir. Aksi takdirde, “Ben dinî değerleri istismar ettim” diyerek halktan özür dilemelidir.

Şayet, CHP bu tutumunda samimi ve devamını da getirecek ise, bu konularda yaşanan sorunların çözümüne de katkıda bulunmalıdır. Dahası, şayet bu konuda parsayı ben toplamak istiyorum diyorsa, bizzat çözüm önerisini kendisi getirmelidir.

BAŞSAVCILIĞIN CHP İLE SINAVI

CHP, seçim sonrası dönemde bu beklentilere olumsuz cevap vererek klasik siyasetini sürdürmeye devam etmesi halinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, tutarlı davranarak, bu parti hakkında da gerekli yargısal işlemleri yapması gerekir. Aksi halde, belli çizgideki partiler için elinden geleni arkasına koymayan, iş CHP’ye gelince elini oynatmayan bir adli organın varlığı ortaya çıkacaktır. Böyle bir durum, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın partiler arasında tarafgir davranarak, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesini ihlal etmesi anlamına gelecektir.

Bu konuda benim nihai önerim, CHP’nin de katkısıyla, din ve vicdan hürriyetinin alanını genişletici açılımların artık anayasal suç olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Bu çözüm yolunun benimsenmesiyle, hem gerilimli bir sorun ortadan kalkmış olacak; bununla toplumda rahatlama sağlanacak, hem de din gibi hassasiyeti olan toplumsal bir olgu, başta CHP olmak üzere çeşitli partilerce istismar konusu edilmekten kurtulmuş olacaktır. Bununla Türkiye daha reel konular tartışacak ve bu, her halükârda Türkiye’nin hayrına olacaktır.

Yorum Yaz


YORUMLAR
ibrahim delikurt:
Dini inanç özgürlüğü yaşama hakkı kadar değerli ve vaz geçilmez bir haktır .Bu hak evrensel hukuki metinlerde her insana tanınmıştır. Nitekim bizim ihtilal atrığı anayasamızda bile bu hak teslim edilmiştir. CHP de toplanan jakobenler ve aynı zihniyetteki militarist bürokrtlar sayesinde insanların bu ülkede yaşarken ruhu sıkılıyor.,dayanılmaz acılar çekiliyor .En tabii hak olan eğitim görme, yeteneğine göre iş sahibi olma hakkı katletiliyor.Giyinme bireysel bir haktır. devletin bu alanda düzenleme yapması saçmalıktır.Yazınızda işaret ettiğiniz hususlara katılıyorum Bakalım cumhuriyet savcıları CHP hakkında dava açaçaklar mı? Bence açmazlar CHP Suç işlemez! Devlet kuran parti suç işler mi ? haşa ! Burası farklı bir yer ! jakobenler tarafından hukuksuzluğun el üstünde tutulduğu bir ülkedir.Darbecileri tebrik eden bir yargı kurumundan başka ne beklenir.
11.12.2008 21:49:04
erdem gönenç:
akp ve onun döneminde ona şirin görünmeye çalışanlar bilsinler ki devran dönecek erzurumun başındaki türban bi partinin siyasal simge olarak oy toplatıdığı o türbanla aynı anlama gelmio içi dolu sözlerle aklı bulandırmaktan çok içindeki gerçek duygular ne o söylense daha ii üniversitelerde kimse boşuna uğraşmasın yine türbana hayır denecektir eğitim kurumları atatürkçü aydınlık rektörlerle öğretim görevlileriyle esarette de olsalar azınlıkta da görünseler aydınlık ataürk çizgisini korumalıdırlar türk gelenekleriyle başını örten insanlara kimsenin lafı yok ama çizgiye geçen demokrasiden bahsedemez...
14.12.2008 12:54:40
ibrahim delikurt:
Sn erdem bey çok etkileyici bir yorum yazdınız bayağı bilgi sahibi olduk.Sende ikna odalarını savunuyorsun herhalde. İnsanların niyetlerini okuyacak kadar yeteneklisin.Bence jakobenler Nur Serter e soracaklarına bu konuda sana başvursalar yeridir.
15.12.2008 20:09:39

YAZARIN TÜM YAZILARI
HSYK, Kriz Olmaya Devam Edecek - 07 Ağustos 2009 Cuma 00:00
Cumhurbaşkanı'na Dokunulabilir mi? - 25 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Niçin Demokrasi Bayramımız Yoktur? - 18 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Dikkat: Saygın Kişiler Hakkında Dava Açılamaz, Çünkü... - 08 Mayıs 2009 Cuma 00:00
Dönüşü Olmayan Dava: Ergenekon - 29 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Ergenekon Tipi Yapılanmaların Kaynağı Gizli Bir Kararname - 21 Nisan 2009 Salı 00:00
Özgürlüğün Zamanı Gelmedi mi? - 14 Nisan 2009 Salı 00:00
Siyasi Partiler DARAĞACI'ndan Nasıl Kurtulur? - 31 Mart 2009 Salı 00:00
Çağdaş Kıyafet: Türban Üstü Şapka - 08 Mart 2009 Pazar 00:00
Ergenekon'un Üzeri Ölü Toprağı ile mi Örtülüyor? - 21 Şubat 2009 Cumartesi 00:00
Laik Cumhuriyetin Namusunu Ergenekon Şaibesinden Korumak - 10 Şubat 2009 Salı 00:00
Yargı Bağımsızlığına ÇOK İHTİYAÇ Var - 26 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Tartışılan Örgüt YARSAV - 19 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Demokrasi ve İnsan Hakları Şampiyonu Nerede? - 12 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Asıl Sorun Yargının Siyasallaşması - 05 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Yargıtay'ın "Çifte Standart" Kararları - 29 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Cumhuriyet Halk Partisi, Siyasi Parti Haline mi Geliyor? - 15 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
CHP, Çarşafta Samimi İse Halktan Özür Dilemelidir - 08 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Dinî Özgürlükleri Daraltmak Serbest, Genişletmek Yasak - 25 Kasım 2008 Salı 00:00
Anayasa Mahkemesi Sorununu Aşmak - 20 Kasım 2008 Perşembe 00:00
AYM’nin Çelişkilerle Dolu AK Parti Kararı - 30 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Deniz Feneri Davası'nın Unutulanı - 02 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Laiklik, Dine Şekil Vermek Değildir - 27 Eylül 2008 Cumartesi 00:00
Cumhuriyetimizin Demokrasi Zaafları - 23 Ağustos 2008 Cumartesi 00:00
Ergenekon dan ÇIKIŞ! - 10 Temmuz 2008 Perşembe 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 30 Haziran 2008 Pazartesi 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 25 Haziran 2008 Çarşamba 00:00
Ak Parti Kapatma Davası - 29 Mayıs 2008 Perşembe 00:00
Kapatma Davası Açıldı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
27 Nisan e-muhtıra - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Anayasa Değişikliğine Dikkat - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başörtüsü Yasağı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başartüsü Yasağı - 27 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
SORUN TEK BOYUTLU DEĞİLDİR - 13 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
Gülü Hazmetmenin Zorluğu - 25 Kasım 2007 Pazar 00:00
Mahkeme Kararının Olası Sonuçları - 24 Ekim 2007 Çarşamba 00:00
Yargının 'Önleyici' ve 'düzeltici' Denetimi - 15 Ekim 2007 Pazartesi 00:00
301. Madde ve İklim Sorunu - 05 Ekim 2007 Cuma 00:00
Demokrasinin Rayına Oturması İçin - 28 Eylül 2007 Cuma 00:00