İbn-i Kesir’de: “ İbn-i Abbas ve Mücahid’den rivayet edildiğine göre: Müslümanlardan bir cemaat, cahiliye devrinde yaptıkları gibi, kestikleri kurbanların etlerini parçalayarak Kâbe’nin etrafına dağıtmaya ve kanını Kâbe’nin duvarlarına sürmeye kalkıştıklarında bu ayet nazil olmuştur.” diye yazmaktadır.
Peki, takva nedir?
Allahü Teâlâ’nın emirlerini yapıp yasaklarından kaçınmaktır. Haramların ve şüphelilerin hepsinden sakınmaktır. Allahü Teâlâ’dan korkup yasak ettiği şeylerden elini çekmek ve onların hepsinden uzaklaşmaktır. Takva, insanı Allahü Teâlâ’ya kavuşturan ve O’nun sevgisine ulaştıran güzel huylardan birisidir. Peygamber efendimiz: “ Allahü Teâlâ’yı en iyi tanıyanınız ve O’ndan en çok korkanınız benim.” buyurmaktadır.
Allahü Teâlâ’nın imandan sonra en çok sevdiği ve razı olduğu şey takvadır. Allahü Teâlâ Hucurat Suresinin 13. ayetinde: “ Allah’ın yanında en iyiniz, en yükseğiniz O’ndan en çok korkanınızdır.” buyurmaktadır. Allahü Teâlâ’dan korkmak demek, bizim bildiğimiz şekilde yani bir insandan korkmak gibi değildir. Allahü Teâlâ’dan korkmak, O’nun emirlerinin hepsini yerine getirmek ve yasak ettiği şeylerden de kaçınmak demektir.
Tam takva, evliya olan kimselerde hâsıl olur. Haset, kin beslemek, kibir, riya, şöhret ve benzeri kötü huylar tamamen terk edilmedikçe tam takva olmaz. Takva farzları ve vacipleri yapmakla aynı zamanda haramlardan sakınmakla olur. Bunun da basamakları vardır: Haramlardan sakınmaya takva, şüphelilerden sakınmaya vera, şüpheli olmak korkusu ile mubahların yani dinimizce yapılmasında sakınca olmayan işlerin çoğunu terk etmeye zühd denir.
Büyük âlimlerin buyurduğuna göre; bir Müslüman şu on şeyi kendisine farz bilmedikçe tam vera sahibi olamaz:
Gıybet etmemeli. Müslümanlara su-i zanda bulunmamalı. Hiç kimse ile alay etmemeli. Yabancı kadınlara, kızlara bakmamalı. Doğru söylemeli. Kendini beğenmemek için Allahü Teâlâ’nın kendisine yaptığı ihsanları ve nimetleri düşünmeli. Malını ve kazancını helal yerlere harcamalı, haramlara vermemeli. Nefsi ve keyfi için mevki, makam istemeyip buraları insanlara hizmet yeri bilmeli. Beş vakit namazı kılmayı birinci vazife bilmeli. İnancı ile ilgili bilgileri ve işleri doğru kaynaklardan öğrenip bunlara uymalı.
Düşmanlarının, adını duyunca bile korkudan titrediği Allah’ın aslanı Hazreti Ali(ra), abdest almaya başlayınca tir tir titrer ve korkudan sapsarı kesilirmiş. O’na: “ Ya Ali sen ki savaş meydanlarında korkusuzca düşmana saldıran ve düşmanlarının korktuğu bir cengâversin. Sendeki bu hal ve korku nedir?” diye sorduklarında: “ Biraz sonra kimin huzuruna duracağımı düşündükçe bana bu korku geliyor.” demiştir. Yine bir gün savaş meydanında bir düşmanı yere yatırıp tam başını gövdesinden ayıracağı sırada yerde yatan kâfir, O mübarek zatın yüzüne tükürür. Hazreti Ali bunun üzerine kâfiri serbest bırakır, öldürmez. Yaşadığına sevinen kâfir bu olaya da bir anlam veremez. Hazreti Ali’ye bunun sebebini sorar. Hazreti Ali de: “ Ben seni Allah’ı inkâr ettiğin için öldürecektim. Sen yüzüme tükürünce nefsim araya girdi. Seni nefsim için öldüremezdim.” diye cevap vermiş. Bu eşsiz cevap ve iman karşısında şaşıran kâfir orada müslüman olmuş. İşte Allahü Tela’dan korkmak bunu gibi olsa gerektir.
Kurban Bayramınızı en iyi dileklerimle tebrik ederim. Allahü Teâlâ, kurbanlarınızı ve dualarınızı kabul etsin. Bizleri de takva ehli olup kendisinden korkanlardan eylesin.