Hemen öfkelenen kavgaya hazır bir toplum haline geldik.
Etrafımızdaki insanların kendimiz gibi düşünmesini istiyoruz .Bizim gibi düşünmeyen bizden değildir. Mantığıyla hareket ediyor, insana insan olma vasfını kazandıran düşünce’yi elimizin tersi ile itmiş oluyoruz.
Bizim her dediğimize evet diyenler yanlışta olsa gönlümüzü almaya çalışanlar hatalarımıza alkış tutanlar bize dostluk yapmıyor aksine önümüze çukur kazımış oluyorlar. Demokrasilerin temelinde vatandaşların görüşlerini çekinmeden ifade etme yoksa orada bina yükseltilemez. Söz vardır. Söylendiği anda tükenir. Söz vardır kutup yıldızı gibidir. Kıyamete kadar bitip tükenmeden yol gösterici olur.
Şeyh Edebali’nin Osmanlı Devletinin kurucusu ve damadı Osman Gaziye yaptığı vasiyeti bilmek ve uygulamak zorundayız.’’Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana .suçlamak bize, katlanmak sana Acizlik bize hoş, görmek sana. Anlaşmazlıklar bize adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana…Ey oğul sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma; İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN. Ey oğul, işin ağır işin çetin gücün kula bağlı. Allah yardımcın olsun…Güçlüsün, kuvvetlisin akıllısın, kelamsın Ama; bunları nerde nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarın da savrulur gidersin.
Ey oğul !Ananı atanı say! Bereket büyüklerle beraberdir. İnancını kaybedersen yeşilken çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma. Gördüğünü görme Bildiğini bilme! Sevildiğin yere sık gidip gelme! Ey oğul! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklıysan mücadele den korkma ! Bizim mihenk taşımız da bu olmalı .
Biraz incelersek altıyüz yıllık çınarın köklerinde yazılı sözlerin başta bunlar olduğunu görürüz. Bugün bu sözleri uygulamaya ne kadar da ihtiyacımız var değimli?