İhtilalin katı yönetiminden kurtulmaya çalışan Türkiye elinde,
Korkutulmuş,
Sindirilmiş,
Sesi-sebedi çıkmaz edilmiş halk karşısında.
Bir yanda paşaların desteklediği parti,
Diğer yanda işkenceden nevri dönmüş halkın desteklediği bir başkası.
Sadece üç partinin seçime katılma hakkı verildiği o dönemde Amerikan desteğinide arkasına alan Özal, yumuk ellerini kafasının üstünde birleştirip güle oynaya aldı genel seçimi.
Ardından yerel olanını…
Kesmedi,
Dünya liderliğine soyundu.
Menfaat sahiplerinden önce bir koyup üç almaya kalktı, on üç koydu aferim bile alamadı.
Bu arada zaman su gibi akarken,
Cumhur başkanlığı seçimleri de yaklaştı.
Hedef ÇANKAYA!..
Ama,
Geçen zaman içerisinde yaptığı yanlışlar,
Orta sınıf denilen kesimi ortadan kaldırmakla kalmadı,
Zengini daha zengin,
Fakiride açlığa mahkum etti.
Hayali ihracat,
Telefonla para kazanma,
İhaleye fesat karıştırma,
Ben merkezcilik,
Yap seninde olsun,
Bal tutup parmak yalama,
Memurun işini bilmesi,
Ve
En önemlisi,
Pkk terör örgütü onun zamanında vücut buldu.
Hedefte Çankaya,
Önünde kazanılması gereken bir seçim vardı.
Bana göre vatandaş için gitmesi kalmasından daha hayırlı olmasına rağmen tamda seçim önü “beni seçmezseniz siyaseti bırakıyorum” demesinmi!..
Benim o acından ilk akşamdan yatan,
Ekmeği,
İşi,
Onuru,
Haysiyeti,
Örf adet ve ananeleri elinden alınmış necip milletim duygusallaşıverdi birden.
“Tek sen gitmede biz soframızdan ekmeğin çalınmasına razıyız” dediler,
Ve oyu da verdiler…
Sonuç malum!..
Kendisi Çankaya’ya çıkarken memleketide bir kabzımalın eline bıraktı.
Şimdi aynı filmi tekrar seyrediyoruz.
Tek farkla…
Senaryo aynı (cumhur başkanlığı seçimi dahil) oyuncular değişik.
22 temmuz seçimlerine birkaç gün kala Antep’den seslenmişti AKP genel başkanı sayın Recep Tayip Erdoğan.
“ tek başıma iktidar olamasam siyaseti bırakırım”
Sonrasında,
Kendi bile şaşırdı çıkan sonuca.
Bu sefer Hindistan’dan sesleniyor.
“İkinci olursam giderim!..”
Film aynı,
Senaryo desen kıl kadar fark yok…
Seyirci ve oyuna ucundan azicik! dahil olanlarda da değişkenlik yok.
Onlar yine aç…
İşsiz,
Perişan…
Bu sefer ışık deliği bile yok onlarda umudu perçinleyecek.
Ama merhamet duygusu ağır.
Hep bir ağızdan,
“Ne olursun sevgili başbakanım. Çıkar aklından giderde gelmem fikirlerini. Sen yerinde dur,
biz sadece soframızdaki ekmeğin değil sofra bezide dahil komple sofranın kendisinin götürülmesine razıyız.” Derlerse hiç şaşırmayın.
Çünkü,
Bu filmin önceki versiyonlarında öyle denmişti.