Günümüzde yoksulluk meslek mi?
Tüm yaşadıklarınızdan,
Etrafınızda gördüklerinizden
Ve çoğu şeye şahit olduktan sonra
Hiç böyle bir soru sormak geldimi aklınıza?
Bu güne kadar bir çok meslek gurubu tanımıştık…
Hatta geçmiş dönemde Anadolu da yaşayan insanların isim ve lakaplarını yaptığı işe göre aldıklarını biliyoruz. (Halıcı oğlu, hoca oğlu, tiftikçi oğlu, nalbant oğlu gibi…)
Bu günde bazılarına “yoksul oğlu” denilebilir mi?
Yada, sırf örf ve ananelerimizi yaşatmak adına değişen zaman ve gelişen teknoloji ile birlikte ortaya çıkan yeni yeni meslek guruplarını çağrıştıracak lakap ve isimler takılabilir mi? ailelere…
Neden olmasın ki?
Mademki atalarımız kişileri tanıyabilmek için aile soy ağaçlarını yaptıkları işe göre belirlemede bir sakınca görmemiş, bizlerin de yeni oluşan meslek guruplarına göre kişileri adlandırıp o şekilde tanıyabilmemiz gayet normal karşılanmalı…
Teknosancı oğlu, sanalalemci oğlu, ceptelefoncu oğlu gibi!
Şaka bir tarafa;
Tüm dünyada yeni yeni meslek gurupları çıkmaya başladı ortaya.
Ülkemizde de öyle!..
Ama bir farkla;
Diğer topluluklardan ayrı olarak, gelişen zaman ve değişen dünya, bir meslek gurubunu daha tanımamıza yardımcı oldu bizlerin.
Yoksulluk!..
Hadi canım yoksulluk da meslek olur mu? Demeyin sakın..
Bizim ülkemizde yoksulluk, bal gibi bir meslek!..
Geçenlerde bir arkadaşım ev taşıtmak için amele durağına gittiğini söyledi.
İki kişilik ailenin eşyasını taşımak için nerdeyse eşya parası kadar para istediklerin den dem vurdu.
“Yahu “dedi; biraz pazarlığa açık olsalardı, istediklerini vermeye razı olacaktım. Fakat, söyledikleri rakamda diretince, bir kızgınlığa kendi eşyamı kendim taşıdım. Bu işi de sabah 9’da başlayıp öğlen 2’de bitirdim.
Akşamüzeri amele durağının önünden geçerken aynı adamların hala orada aylak aylak dolandığını gördüm. Kendi kendime dedim ki, “bu adamlar bu günü çalışmadan geçirdiler. Akşam evlerine ekmek alacak parayı nerden bulacaklar?”
!!!!!!!!!!!!!!
22 Temmuz seçimlerinden önce ulusal gazetelerimizin birinde şöyle bir haber vardı.
“ Sosyal yardımlaşma ve valilik aracılığı ile sadece Diyarbakır’da ayda 200 milyon lira maaş alan 270 bin aile var!”
Sağdan soldan duyumlarımıza göre, aynı tip aileden 10 bin adet’te Kırıkkale’de olduğu söyleniyor…
Yani bunlardan ülkemizde milyonlarcası mevcut…
Bir hesap yapalım şimdi…
Böylelikle istenilen parayı çok görüp eşyasını taşıttırmayan, amelelerin akşam eve ekmek parasını nerden bulacaklarını düşünen arkadaşımızın da aydınlanması için...
Yanılmıyorsam hiçbir sosyal güvencesi, evi-barkı olmadığını kanıtlayan insanlara devletimiz ayda 200 milyon lira keş para veriyor.
Elde var 200 yeni Türk lirası.
Birde yeşil kart! (Nerden bakarsanız bakın, en sağlıklı aile bile ilaç parası doktor parası derken ayda en az 250milyon lira harcıyor. Yeşil kartlı olanların ilaç yüzdeliği bile vermediğini biliyoruz.)
250 milyon da oradan kar var mı?
Belediyeler eli ile her akşam yoksul dediğimiz kitlenin evine 3 kap yemek servis ediliyor.. (dört kişilik bir akşam yemeği 20 milyondan aşağı olamayacağına göre…)
Bu da ayda 600 milyon eder mi?
Defter, kitap, odun, kömür vs. derken ayda en az ikiyüz elli milyonda öyle kor;
Ve alt alta toplarsınız…
200 ytl keş para.
250 sağlık giderleri…
600 milyon yemek,
250 odun, kömür, ve çeşitli gider yardımları…
Ne etti?
1 milyar, 300 milyon lira!..
Bu memlekette asgari ücret ne kadar?
495 milyon lira…
şimdi bir kez daha sormak lazım!..
Yoksulluk meslek mi? Değilmi?
Veya buna sebep olanlar iktidardan düşer mi? Düşmez mi?
Yada bundan sonra aile isimlerine YOKSUL OĞLU adı takılsın mı? Takılmasın mı?