Hükümeti eleştireceğinize lütfen yardımcı olun, bura da bir devlet kurumu…
Bakmayın siz ülkenin ücra köşelerine kömür dağıttıklarına. Ankara’nın sınırları içindeki bir hastanenin hastaları neredeyse zatürree olacak durumda. İlçenin en yetkili ağzı bunu söylüyor. Hiç de şaşırmadım. Ancak çare bulmak gerekiyor. En iyisi bence de yanık yağın değerlendirilmesi.
Böyle yazıyoruz, neden yazıyorsun diyorlar. Yazmasak bir ayrı konuşuyorlar. Kimin ritmine ayak uyduracağımızı şaşırdık.
Bu arada yazılarıma gelen yorumlar için siz kıymetli okurlarıma teşekkür ediyorum. Bana sorulan birkaç suale burada cevap verme gereksinimi duydum. Önceki yazıma yorum yazan okurlarımdan Ahmet Öztürk yorumunda, “ileriyi düşünün” demiş. Bir de Marmaris’ten, Bodrum’dan, Mercedes’ten söz etmiş. Çocuklarımın çok lisan bilmesini istemiş. Hay sağ olasın benim marjinal düşünceli kardeşim. Bugünkü Türkiye’mizdeki üniversite mezunları çöpte çalışıyor, pazarda sebze satıyor.
Marmaris’i, Bodrum’u görmeye gelince; nerede görüyorsun bir defa seyahat özgürlüğün yok, var gibi görünse de paran yok… Paran senin var ise diğerlerinde bu imkân yok. Biliyorsun parasız insan, bu devirde gereksiz insandır.
Sen hele Türkiye’yi tozpembe görmeye devam et.
Gökhan 71’e gelince… Galiba senin hocaların hepten Herodotçu imiş, Osmanlı edebiyatı göstermemişler. Rücu, evveline dönmek demektir. Genç kardeşim buyur bir çayımı iç, sohbet edelim sizinle tanışmayı isterim.
Hele birisi var ki benim tahsillimi merak etmiş. Yazımın üzerindeki Mehmet Ali Çetiner kimdir başlığına tıklarsanız, görürsünüz kısa biyografimi.
Tahsil bazı insanların insanlığını tahrif eder, eşekliğini baki bırakır. Mühim olan insanlıktır. Ben çarıklı erkan-ı harp olduğuma inanıyorum. İnsanın kendi kendini yetiştirmesi kadar doğal olan bir şey olamaz.
Genelde anketler benim düşüncelerim olmuştur, düşüncelerimin de hep arkasındayım. Aykut Efendi göreceksiniz…