Bilmediğini öğrenir,
Bilip unuttuğunu yeniden hatırlarsın.
Geçtiğimiz gün Mavi Dünya gazetesinden Nisan Çalışkan’ın Kırıkkale’nin efsane belediye başkanı Sahir Koçak’la yaptığı söyleşi sonrası bende unuttuklarımı yeniden hatırlamaya başladım.
Ve müthiş keyif aldım…
O,
Her ne kadar beş yıllığına yetki alsa da Kırıkkale halkından, memleketin yaşadığı olağan üstü durum nedeni ile vazifesini yarım bırakmış, aradan onca sene geçmesine rağmen insanların gönlünde edindiği yerde ilk günkü sevecenliği ile kalabilmeyi başarmış gerçekten efsane bir başkan…
Sırtında bir ceketi vardı Ankara’dan ilk geldiğinde.
Hedefleri,
İdealleri,
Hayalleri vardı…
Aklı yetik herkes bu çocuğa mı oy vereceğiz diye dalga geçerken, “benim işim belediyecilik ben bunun eğitimini aldım. Kırıkkale’yi içinde yaşanılabilir çağdaş, medeniyet seviyesi yüksek bir yöre yapmaya, bu uğurda sizlerin ufkunu açmaya talibim” diye ikna etmeye çalışıyordu herkesi.
Ve
Etti de…
Hayati Karayol,
Cemalettin Akdoğan,
Mustafa Pekdoğan,
Veli Korkmaz, total de 20 seneyi kaldırım söküp takmak ve her tarafımız suyla çevriliyken içilebilir su getireceğim masalları ile hizmet sürelerini tüketirken,
O,
2 yıl sekiz ay gibi kısa bir zamanda Samsun yolunu Kayseri yoluna bağlayan millet caddesini açtı ve dün adeta bir sokak görüntüsü veren bu günün en işlek caddesi olan Zafer caddesini genişletti.
Karşıyaka, Yuva, Selim özer, Bağlar başı, Yeni mahalle, Tepebaşı ve Kaletepe mahallesinin imar planlarını hazırlayıp alt yapı çalışmalarını bitirerek buralarda modern binaların yapılmasına ön ayak oldu.
Karahmetli’ye kadar olan bölgeyi mücavir alan içine alıp memleketin o yöne doğru açılımını sağlamaya çalıştı. (12 Eylül darbesi ile bu proje askıya alınmıştır)
Çeşitli sosyal aktiviteler,
Kültürel faaliyetler,
Sportif çalışmalar onunla başladı.
Belediyeciliğin sadece yol, su kanalizasyon, kaldırım bakımı tamiratı ile sınırlı olmadığını öğretti bizlere.
Haklı ya da haksız,
Doğru ya da yanlış gelip geçen tüm belediye başkanlarının isimleri bir şekilde şaibeye karıştırılır,
Her birinin akraba-ü talikat,
Yandaş,
Arkadaş,
Partidaş,
Kayırmacılığı arşa çıkarken,
Onun için “ceketi ile geldi, ceketi ile gitti” dediler…
Mavi Dünya gazetesi sayesinde yeniden aday olabileceğini öğrendim, çok sevindim.
Akıllı adam.
İki buçuk sene makamda oturmuş, gecesini gündüzüne katarak bir gününü dahi çalışmadan geçirmemiş ve sonucunda ceketi giyerek kendisinden sonra gelene koltuğu devretmiş ve adı hiçbir şekilde şaibeye bulaşmamış bir adamın elbette şartı olacak.
“ Aliye hanım il başkanlığından ayrılırsa ben kesin adayım” demiş.
Bana göre iyide demiş…
Ama,
Sayın ilçe başkanı da ardından demeci yapıştırmış; “ kimse örgütün üstünde değildir”
Çok doğru!..
Sonuna kadar katılıyorum sayın ilçe başkanına…
Lakin örgüte bir bakalım;
Örgüt başkanı Aliye Hanım…
Merkez ilçe başkanı dayıoğlu.
Disiplin kurulu başkanı erkek kardeş.
Yeğen ilçe yöneticisi,
Kız kardeş il yöneticisi. (yedekten)
Mübarek siyasi bir parti değil, akrabaların toplanma ve buluşma merkezi sanki.
Bu durumda,
Bence de,
Kimse örgütten üstün değil!..