22 Mayıs 2012 Salı

13.11.2008 00:00:00 1578  defa okundu.

Belçika

 

BELÇİKA-BERİNGEN

 

İskenderun’dan emekli olduğumda yıl 1995’ti. 24 yıl şerefimle aziz ordumuza hizmet etmiş olmanın gururu ile sivil elbiseyi giymiştim. Yıllarca hayalimde yurtdışı vardı. Oysa ne kadar gereksiz bir rüya imiş.

 

Ordudaki görevim; Muhabere sınıfının Fotoğraf ve Film Uzmanlığı idi. Aklımda son teknolojileri ülkeme getirmek ve emekliliğimde rahat bir yaşam sürmekti. Belçika’ya indiğimde beni arkadaşımın babası havaalanında karşıladı. Ahmet Amca, Şereflikoçhisar’da bir okulda hizmetli iken Belçikaya giderek tüm ailesini oraya almış. İskenderun’daki arsamı ona satmış bu vesile ile tanışmıştık. Beni davet ettiğinde tereddütsüz gitmiştim.

 

Beringen’de hemen hemen tüm evler villa şeklinde. Ağaçların arasında evler, kömür madeniyle ünlü bir kent. Zor olan işleri Türklerin yaptığı tipik Avrupa yaşamı. Beringen’de Fatih camiyi Türkler zor mücadelelerle yapmışlar. Ezanı hoparlörden okumak yasak. Ancak muhteşem, bir o kadar da temiz bir yapı. Öyküsü şöyle: Mimari bozulacak diye Belçikalılar caminin arsada kıbleye dönüşüne razı olmazlar. Andre KÖRTHAUZ isimli bir avukat, çetin uğraşlar sonunda izni almıştır. Avrupa’da genelde camiler ve ibadet yerlerini hep kiliseler vermiş. Bu yüzden de bazı kiliseler de camiye dönüştürülmüş. Ancak bazı camileri Türkler bir araya gelerek arsaları satın almışlar.

 

Caminin altında büyükçe bir salon, düğün, mevlit ve toplantılarda kullanılıyor. Fatih camisinin içinde bir gün ezan okumak istedim. Hoca güldü; “sebebini sorabilirmiyim” dedi. “Dünyanın bu köşesinde hatıra olarak bu ezan sesim kalsın hocam, belki ahirette bana şahadet eder.” Bir an sessizlik ve arkasından süzülen gözyaşlarım.

 

Ahmet amca ile zaman zaman Türklerin toplandığı lokale gidiyoruz. O da ne? Aman Allahım! Toplananlar hem ülkemize hem ordumuza dil uzatıyor. Ayağa fırladım “Beyler bakın ben emekli bir askerim, ordumuzu ve aziz milletimizi ağzınıza alırken besmele çekin, Siz acaba Türk değil misiniz, kafamı da bozmayın” dedim. Orada gözlerini kömür madeninde kaybetmiş tekerlekli sandalyede oturan bir genç adam “Komutan yanıma gel de ellerinden öpeyim” dedi. “Bu kendini bilmez şerefsizler hemen hemen her gün atıp tutarlar ülkemizin kurumlarına, kimse de sesini çıkaramaz” dedi. Elimi tuttu sarıldı. Çok öfkelenmiştim. Ben nasıl burada yaşayacaktım. “Ahmet amca! Buralar bizi bozar, haydi bana müsaade” diyerek kapıya yöneldim. Hırsımı alamamıştım. Kapıdan çıkmadan önce tekrar topluluğa döndüm. “Ordumuza, milletimize dil uzatan aşağılık şeytanın ta kendisidir. İnsan suretinde şeytanlara Tagut denir” dedim ve dışarı çıktım. Artık kalamazdım. Beringen’den ayrılarak Bürüksel’e geldim. Zavantem Havaalanına yakın Agfa Gevaert Fabrikasında Opleyding eğitimi ile renkli fotokopilerini öğrenmeye başladım. Amacım onu ithal etmekti. Brüksel oldukça büyük bir kent. Nato’nun başkenti, Belçika halkı flamence, zaman zaman da fransızca konuşuyor. Flamenceyi öğrenmek kolay aslında, tüm gençlere tavsiye ederim. Brüksel’de epeyce Afyon Emirdağlı var. O yüzden Belçikalılar soruyor: Türkiye mi büyük Emirdağ mı? Çünkü kentte yaşayan Türklerin hemen hemen tamamı Emirdağlı. Ayrı bir Türk mahallesi var. Belçika’da çilek, elma ve kiraz bol genellikle bizimkiler part time bu işlerde çalışıyor.

 

Belçika fotokopi ve tıbbi malzemede oldukça sanayileşmiş. Epey tekerlekli sandalye fabrikası var. Artık dönmeye karar verdiğimde renkli fotokopi de alarak Kırıkkale’ye döndüm. Çok çabuk anladım ki bizler Avrupa! Denilen o masum yüzlü cehennemde yaşayamayız. Tamam gezelim, iş yapalım, fuar ve diğer kültürlere katılalım ancak biz yapamayız. Memleketimiz vallahi cennet. Yeme, içme bolluk her şey bizde. O hava atanlara bakmayın. Gelin olarak giden kızlar da, damat olarak giden delikanlılar da bin pişman. Orada adeta esir ve sığınmacı gibiler.

 

Uçakta dönerken bir polis arkadaşla yan yana oturduk. Kardeşini Belçika’da evlendirmeye gitmiş. Şımarık bir o kadar da terbiyesiz gelin adayı. Kızın söylediklerine donmuş kalmış: “Ben pasaportumun her sayfasına Türkiye’den bir ithal damat getirtirim.” Sonradan görme böyle bir nesil var Avrupa’da. Türk mü yabancı mı belli olmayan kimliksiz. Çoğunluğu tenzih ederim. Aman dikkat edin çocukları evlendirirken, tek tük mutlu olan vardır. Ben yurtdışında göremedim. Yaşadığınız yalan dünya, cennetin kıymetini bilin ve Allaha şükredin. Evlatlarınızı Avrupa’da yaşayanlarla evlendirirken bin kere düşünün. Ordumuzu yanlış tanıtarak, Avrupa’daki camilerde aleyhimizde vaaz veren o vatan hainlerine de son sözüm şu: Yazıklar olsun size, yediğiniz vatan ekmeğine. Boş yere namaz kılmayın cehennem açmış kollarını sizi bekliyor.

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
2009 Kimin Yılı? - 23 Aralık 2009 Çarşamba 04:26
Kırıkkale'de "Sanatsız Hava Sahası" - 16 Aralık 2009 Çarşamba 20:37
Terör ve Terörizm - 10 Aralık 2009 Perşembe 19:25
Makine Kimya ve Gözyaşları - 01 Aralık 2009 Salı 22:57
Modern Çağda Kırıkkale'de Yaşamak - 22 Kasım 2009 Pazar 23:09
Müslüman Görünümlü Kâfirler - 19 Kasım 2009 Perşembe 08:52
Kürt Açılımı (2) - 16 Kasım 2009 Pazartesi 09:28
Kürtler ve Açılım (1) - 30 Ekim 2009 Cuma 18:52
Sabrımız Taştı, Bu Milletle Oynamayın - 24 Ekim 2009 Cumartesi 22:52
Kıbrıs ve Türkiye Halet-i Nez'de mi? - 17 Ekim 2009 Cumartesi 21:29
Üç Haritanın Sırrı - 16 Ekim 2009 Cuma 17:57
Kılıçlar Çeşmesi Başında Gasp - 08 Mart 2009 Pazar 00:00
Ahlaksızsan, Gazeteci Olamazsın! - 25 Ocak 2009 Pazar 00:00
Açıklama - 09 Ocak 2009 Cuma 00:00
Bedava Yaşam - 07 Ocak 2009 Çarşamba 00:00
Kahpe İsrail - 29 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Kale TV Basın Açıklaması - 25 Aralık 2008 Perşembe 00:00
Doğu Gerçeği - 24 Aralık 2008 Çarşamba 00:00
Aşk Üzerine - 18 Aralık 2008 Perşembe 00:00
Yahya Çavuş - 04 Aralık 2008 Perşembe 00:00
Doğulu ve Batılı Kim? - 28 Kasım 2008 Cuma 00:00
Kırıkkale ve Kriz - 25 Kasım 2008 Salı 00:00
Politikacı ve Kırıkkale - 18 Kasım 2008 Salı 00:00
Belçika - 13 Kasım 2008 Perşembe 00:00
İtalya - 06 Kasım 2008 Perşembe 00:00
Finlandiya - 31 Ekim 2008 Cuma 00:00
Çin Seyahati-3 - 23 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Graz - Avusturya - 21 Ekim 2008 Salı 00:00
Çin Seyahati-2 - 18 Ekim 2008 Cumartesi 00:00
Almanya Dilingen - 15 Ekim 2008 Çarşamba 00:00
Çin Seyahati-1 - 12 Ekim 2008 Pazar 00:00