Varoluştan bu yana, şu dünya üzerinden kaç milyar insanın gelip göçtüğünü, kesin olarak bilen yoktur. Ama yaşamış insanlar arasında geride eserler bırakanların hiçbir zaman unutulmadığı devamlı anıldığı bir gerçektir. Bırakın eserlerini, söylemiş olduğu sözler bile unutulmamaktadır. Unutulmayan, büyük düşünürlerin söylemiş olduğu sözler üzerine bu gün kitaplar yazılmaktadır.
Bu konuda, tarihimizde eşine ender rastlanan Mustafa Kemal Atatürk’ten bir örneğin yeterli olduğunu sanıyorum. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün eserleri ile övünürüz ve onu bu eserleri ile anarız. Onun en büyük eseri Cumhuriyettir. Cumhuriyet varoldukça, Mustafa Kemal Atatürk gelecek kuşaklar tarafından da anılacaktır.
Yaşam boyunca herkes yaptıkları ile övünür. Ama dahilerin eserleri kalıcı olduğundan onlar sonsuza denk anılırlar. Onların eserleri diğer insanların eserlerinden farklıdır.
Gerek basında, gerek kamu oyunda öyle olumsuz anlatımlarla karşılaşıyorum ki, bazen kendimden utanır hale geliyorum.
Kırıkkale’nin tarihi o kadar eski değil. Kırıkkale’nin kuruluşunu hatırlayanlardan hala aramızda yaşayanların olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Seksen doksan yaşlarında olanlar Kırıkkale’nin kuruluşunu çok iyi hatırlarlar.
Bizlerde en azından 50- 60 yıllık dönemini hatırlarız.
Kırıkkale, MKE Kurumuna endeksli kurulan bir şehirdir. Kırıkkale’yi oluşturan insanların geneli de MKE Kurumunda çalışmıştır. Bu çalışanların çoğu hayatta ve emekli olarak Kırıkkale’de hayatını sürdürmektedir. Üç emekli bir araya gelse, sohbet anında, mutlaka MKE Kurumunda çalıştıkları döneme ait anılarını anlatırlar. Bunları dinlemenizi isterim. Her birisi bir dehadır, her birisi MKE Kurumuna trilyonları kazandırmıştır. Kimisi Müdürünü beğenmez, kimisi mühendisini, kimileri amirini beğenmez. Bu tip insanları çok dinlerim ve onların anlatımları karşısında için için de gülerim.
Eğer bu insanların anlattıkları doğru olsaydı, MKE Kurumu bu gün o muhteşem halini sürdürürdü… MKE Kurumunda çalışıp emekli olanların hiç birisi, (evet ısrarla söylüyorum hiç birisi) bu kuruma bir nebze faydalı olmamıştır. Bende 25 yılımı verdim, benimde beş kuruşluk katkım olmamıştır diye düşünüyorum…
Kırat’ın yeminden her gün çaldık çırptık, kırat bu gün nalları diktiyse, hepimizin katkısıyla olmuştur. Hiç kimse kalkıp da ben şunu yaptım, ben bu katkıda bulundum diyemez. Bir söz vardır: “ Dünya dört kulplu kazan, bir kulpundan tut sende kazan” MKE Kurumunun bir tarafından tutarak kazananlar, MKE Kurumundan hep aldılar, ama bir kuruşluk katkıda bulunmadılar. “ Nazır’a dağlar bile dayanmazmış” MKE Kurumu da elli yıl zor dayandı.
MKE Kurumunda çalışanların eseri meydanda… Parkta bahçede, çarşıda pazarda, toplantıda sohbette ahkam kesmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.
Eserler kalıcı olduğu müddetçe övülür ve taktir edilir. Eserler kalıcı ise, sizinde katkınızdan söz edilir. “Ortalık kel Ali’nin bağına dönmüş” biz konuşmalarımızda mangalda kül bırakmıyoruz. Konuşmak bir yana; MKE Kurumuna bakıp utanmamız gerekir. Bir zamanların mor sümbüllü bağı olan MKE Kurumuna, bu gün Baykuşlar tünüyor. Siz istediğiniz kadar üfleyin…
Eserimizin son hali görünüyor…