Sadece o sözlere neden olan insanların sahiplenilişi var.
Onların her birisi kimi zaman umut,
kimi zaman gelecek,
kimi zaman bir omuz,
kimi zaman bir sırt…
ismini ne derseniz deyin “iyi ki varsın” dedirtecek kadar yakın olduklarınız.
Bir zamanlar görmezden gelseniz de onlara yakın olmakla övünmenizde haklısınızdır.
Varlıkları sizi güçlü eder.
Varlıkları sizin bazı dar zamanlarınızda nefes almanızı sağlar.
Onlar “dost”larınızdır.
Ruhlarımızda yaşadığımız depremlerin her birinde yıkılmadan durabildiğiniz noktayı biliyorsanız.
Ve onun kapısına girebileceğiniz ellerinizi açıp “Kapına geldim” samimiyetini sergileyebiliyorsanız.
Yaşadığınız her şeyi bir imtihan olarak algılayabiliyor, bu gerçekle yaşamayı öğreniyorsanız.
Ve varlığın ondan geldiği gibi darlığında ondan geldiği bilip kendi hatalarımızla veya başarılarımızla bu gelişleri sağladığımıza inanıyorsak…
Durun orda.
Orası doğru yerdir.
Oradan başka bir yerde yoktur zaten.
Darda kalıp sıkıntıya düştüğümüz vakit dua ettiğimizde duamızı kabul edip üzerimizdeki fenalığı gideren O’dur.
Bu gerçeğe verebilmişsek yüreğimizi…
İmanımızı bu gerçekle temizleyebilmiş arındırabilmişsek…
Ve sabrımızı buna göre gösterip yolumuzu bununla açabiliyorsak…
Büyük kazanç içindeyiz demektir.
Yolumuz açık, umudumuz azimli olsun.
Bir dostumla küçük bir sohbet esnasında en son geldiğimiz nokta bu idi.
Sahibi yok söylenenlerinde, yapılanlarında…
Meselenin özü bir yerde;
O yer ise bize varlığı veren, yaratılışımızı sağlayan ve onunla şereflendirendir.
Dedim ya;
Sahibi yok yazılmış sözlerin.
Kim kendin pay istiyorsa onu yaşar.
Ve hayat yaşanabildiği kadar, O’na koşmalı…
Yoksa hiçbir yerde değildir.
Yaşam da yoktur.
Nefes almakta…
Bütün öz O’nun yolu ve O’na tabi olmakta…