Amerika’nın parası ile Avrupa paraları bizim için Karun’un hazinesi gibiydi. Her ay maaşını alan işçisi, memuru, amiri, zengini, garibanı soluğu döviz bürosunda alırdı. Maaşının çok az bir miktarını kendisine ayırır, geri kalan parasının tamamına döviz alırdı. Maaş günlerinde döviz büroları çok kalabalık olurdu, iğne atsanız yere düşmezdi.
Alınan dövizler evlerin en müstesna yerlerinde saklanırdı. Haberler takip edilir, döviz kurundaki değişikliklere göre günlük olarak kâr-zarar hesabı yapılırdı. Eğer herhangi bir iş için paraya ihtiyaç duyulursa döviz ile Türk Lirası arasındaki kurdan hesap yapılırdı. Ne kadar döviz bozdurulacağına karar verilirdi. Ne kadar ihtiyaç varsa, o kadar döviz bozdurulurdu; ne fazla ne eksik. Hatta kurlarda dengesizlik varsa, dövizi bozdurmak için birkaç gün beklenirdi.
Güzel ülkemizde ekonomik krizler yaşadık. Bir gecede fakirleştik. Elinde dövizi olanların parası iki katına çıktı. Uyanıklar köşeyi döndü. İşini bilenlerin gemisi yüzmeye devam etti. Bu krizlerde olan yine garibana oldu.
Dövizle borçlananların borcu en az iki katına çıktı. Bankadan kredi çekmiş olanlar şoka girdi. Kredi kartı borcu olanlar kriz geçirdi. Birçok kişi intihar etti. Yaşanan devalüasyon sebebiyle nice ocaklar tütmez oldu. Pek çok aile dağıldı ya da boşanmanın eşiğinden döndü. Çoğu işyerleri kepenk indirdi. Fabrikalarda makineler sustu…
Biz bunları yaşadık; ama kendi krizimizi kendimiz yaşadık. Zararımız kendimize oldu. Başka ülkelere hiç zarar vermedik. Belki de onların ruhu bile duymamıştır. Keskin sirke küpüne zarar hesabı, cerememizi kendimiz çektik.
Şimdi ise Amerika’da bir kriz var. Amerika’da bankalar batıyor, işyerleri kapanıyor… Amerika’da çok büyük bir ekonomik dar boğaz yaşanıyor. Amerika’da her şey tepe taklak olmuş durumda. Ama, o da ne? Bütün dünya bu krizden etkileniyor. Bütün ülkeler Amerika ile birlikte bu krizi yaşamaya başlıyor. Hatta bazı ülkeler bu krizi Amerika’dan daha fazla yaşıyor ve krizden daha fazla etkileniyor.
Bizdeki krizde paramızın değeri yarıya düşüyor. Paramız çok büyük bir değer kaybediyor. Amerika’da kriz olunca da bunun tam tersi oluyor. Amerika’nın parası daha çok değer kazanıyor. Kriz bizde de olsa Amerika’da da olsa biz zarar görüyoruz. Bu nasıl oluyor, anlamıyorum diyeceğim; ama anlıyorum. Dünyanın dört bir yanındaki ekonomi tek bir merkeze bağlanırsa olacağı budur. Ben artık anladım ki, Amerika bütün dünyanın babasıdır. Babanın cüzdanı delinince bütün aile fertleri zarar görüyor.
Biz Amerika’nın dünyayı sömürmesine, olur olmadık zamanda istediği ülkelere asker çıkarmasına, dünyanın tek hâkimiymiş gibi hüküm yürütmesine kızıyoruz. Amerika’yı bir kaşık suda boğasımız geliyor. Geliyor gelmesine ama Amerika için şöyle ağız tadıyla bir beddua bile edemiyoruz. ‘’İyi oldu, o kadar insanın âhını almıştı, elleme sürünsün. Daha da beter olsun.’’ diyemiyoruz. Biliyoruz ki, bedduamız tutarsa Amerika ile birlikte biz de sürüneceğiz. Bindiğimiz dalı kesmemek için de beddua edemiyoruz. Ne kadar acı verici, değil mi?
Allah sonumuzu hayır eylesin.
Ali SAÇAK