-Bin!..
-Ya sen?
-Bende bin…
-Peki,
-Diğer başkanlarım sizler kaçar kişi getirirsiniz sayın başbakanımızın meydanda yapacağı konuşmaya?
-Efendim biz kimin oğlundan-uşağından aşağıyız. Irmak, Ceritmüminli, Kulaksız, Yeşilyurt, Hamzalı, gibi nüfusu bin’in altında kalan belde belediye başkanları bile bin kişi getirebiliyorsa, bizler haydi haydi ikişer bin kişi getirebiliriz!..
-Peki ya sen sayın başkanım, sen neden süt dökmüş kedi gibi oturup durursunda kaç kişi getireceğin noktasında suskun kalırsın?
-Valla sevgili başkanım bende niyetlendim bin kişi getirmeye ama muhalifler dahil benim kasabanın toplam nüfusu bin etmiyor. Diyelim ki parayla pireyle sağdan soldan bin kişi buldum. Toplam 16 AKP’li belediye başkanıyız. İlçeler iki bin beldeler bin kişi getirecek olursa, bu yaklaşık 25 bin insan eder. Bizler sadece bir yörenin başkanıyız oysa milletvekilleri tüm Kırıkkale’nin temsilcisi onlarda beşer bin kişi getirecek olsalar 15 binde o eder. Miting merkez ilçede olacağına göre tek başına Kırıkkale belediyesi 20 bin kişi getirse toplam 60 bin kişi eder ki, bizim meydanın alıp alabileceği taş çatlaşın 12 bin kişi. Hadi diyelim ittire kaktıra doldurduk 60 bin kişiyi meydana. Bu seferde sayın başbakana konuşacak yer kalmıyor.
Gelde çık bu işin içinden!..
!!!!!!!!!!
Yok yok sadece senaryo bu!..
Hatta
Fantezi!..
Ne alabalık tesislerinde belediye başkanlarını toplamışlığı var, nede onlarla böylesi bir konu hakkında konuşmuşluğu var sayın AKP il başkanı sayın Nuh Dağdelen’in!..
Zaten,
Kendileri cumhuriyet tarihinin iktidara gelmiş en güçlü partisinin il başkanı olduğu için, kalabalık toplamaya ihtiyaçları da yoktur.
Milletin unu kuru tuzu kuru.
İşçi, atıp atabileceği en yüksek sözleşmeye imza atmış,
İş güvencesi tas tamam…
Çiftçi, ürün henüz tarladayken satıp parasını cebine koymuş.
Emekli, tıpkı bir alman, yada İngiliz emeklisi gibi takmış hanımını koluna, ömrünün son deminde yaşadığı dünyayı gezmeye çıkmış.
Esnaf, satmak istemese bile malını, müşteri kapıyı peceyi yıkıp ille de alacağım diye kavga ediyor.
Gençlerimizin okuyanı okulu bitirdiği gün okuduğu branşta, okumayanı askerliği bitirip geldiği gün dalıyor işe.
Memur desen,
Avrupa topluluğu ülkelerinin tüm memurlarından çok daha iyi kazanıyor…
Hırsızlık,
Yolsuzluk,
Yoksulluk
Açlık,
Terör,
Adam kayırmacılık,
Dernek kurup vatandaşın parasını iç etmek, anlamını dahi bilmediğimiz kelimeler olduğuna göre, bütün bu olanakları gecesini gündüzüne katarak bizlere sunan insanı karşılamayacağız, anlattıklarını dinlemeyeceğiz de kimleri karşılayıp dinleyeceğiz…
O gün,
Yani Kırıkkale’mize hizmetlerin yağmur olup yağdığı ve sayın başbakanımızın bu hizmetleri halka arz ettiği gün bende meydanda olacağım.
Hem de,
Hiçbir belediye başkanı yada milletvekiline ait olmayan meydanın bağımsız bir bölümünde.
Sayın başbakanım,
Enflasyonu yendik hamdolsun,
Yolsuzluklara damardan girdik hamdolsun,
Çiftçimizin ürününe hak ettiğinden fazlasını,
Emeklimize ikinci bir yaşamı hediye ettik hamdolsun…
Esnafımız işlerin bolluğundan dört köşe iken,
Gençlerimize yeni yeni iş sahaları açtık hamdolsun derken, en yakınımdaki mutlu mutlu gülümseyen insanların yüzlerine bakacağım.
Ve
Böylesi bir başbakana sahip olduğumuz için Allah’a hamdolsun deyip Avuçlarım patlayıncaya kadar alkış tutacağım…