22 Mayıs 2012 Salı

18.10.2008 00:00:00 1552  defa okundu.

Çin Seyahati-2

 

Ortada geniş bir cam masa, altında bilye dönüyor. Üzerinde çiğ karides, istiridye, haşlanmış balık ve biraz ne olduğunu bilmediğim otlar. Maydanoz gibi. Meğer deniz yosunu imiş. Yiyen sen misin? Midem altüst oldu. Çemen tadındaki ottan başka bir şey yemek mümkün değil.

Misafirler bana bakıyor.

Tuhaf tuhaf bekliyorum. Masadakilerin hepsi çiğ. Gülüyorlar…

Gözünü seveyim memleketin kebapları burnumda kokuyor. Sarı deniz kenarındaki lokanta birinci sınıf, aç kaldım. Ertesi gün öğlen daha vasat bir lokanta, misafirperver Çinliler. Birde büyük tüccar gelmiş, alışveriş yapılacak. Ellerinden kurtulmak ne mümkün.

Yine ortada dönen cam masa üzerinde bu sefer haşlanmış suya birçok sebze rendelenmiş. Mantar. havuç vs. Kaşıkla çatal yok, iki uzun sopa tutmak mesele elde. Keskinli zurnacıların ceketin iç cebinden zurna çıkarttığı gibi kaşık iç cepte benim. Kaşığı çıkartıp ya Allah diye çorbaya daldım. Daha ilk kaşıkta kendimi lavaboya zor attım. Yemek yiyemedim, tam yirmi bir günde 4 kilo verdim.

Hani Türk hanımlarına tavsiyem Çin’e gitsinler, 3 haftada fidan gibi dönerler. Arkamıza takılanlar, bizle resim çektirenler tam bir komedi. Çinlilerin içinde valla Arnold Scwhardzanneger gibiyim. Acayip havaya girdim. Bir de Çinli erkeklerin kollarında ve bacaklarında kıl yok. Hayvanat bahçesinde gibi herkes kollarıma bakıyor. Yanımdaki Çinli izah etmeye çalışıyor. Ancak insan rahatsız oluyor.

Büyük Çin tabloları ithal ettim. 1 dolara ayakkabı var. Ticari antlaşmalarda kartvizit verip almak törenle yapılıyor. Herkes ayakta birbirine kartvizit verirken sizin adınıza ve firmanıza müthiş bir saygı ifadesi bu.

Sokaklarda berbat bir koku var. Yemedikleri mahlûkat yok. Ya bizim memleket vallahi cennet. Tarlada balıkçılık, mısır alabildiğine fabrika ve imalat. Cep telefonlarının titreşim motorlarını yapan fabrikaya gittim. İki sırada yüzlerce kadın, Kimse kimseyle konuşmuyor, dalga geçmiyor. Size samimi bir itirafta bulunmam gerekirse dünyaya Çin diye bir dev geliyor, inanın. O ne müthiş çalışmadır. 20 dolar öğretmenin maaşı. Çay diye yeşil yasemin çayı tüketiliyor. Yine misafire çay törenle. Berberler sokakta tıraş ediyor erkekleri.

--Devam Edecek--

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
2009 Kimin Yılı? - 23 Aralık 2009 Çarşamba 04:26
Kırıkkale'de "Sanatsız Hava Sahası" - 16 Aralık 2009 Çarşamba 20:37
Terör ve Terörizm - 10 Aralık 2009 Perşembe 19:25
Makine Kimya ve Gözyaşları - 01 Aralık 2009 Salı 22:57
Modern Çağda Kırıkkale'de Yaşamak - 22 Kasım 2009 Pazar 23:09
Müslüman Görünümlü Kâfirler - 19 Kasım 2009 Perşembe 08:52
Kürt Açılımı (2) - 16 Kasım 2009 Pazartesi 09:28
Kürtler ve Açılım (1) - 30 Ekim 2009 Cuma 18:52
Sabrımız Taştı, Bu Milletle Oynamayın - 24 Ekim 2009 Cumartesi 22:52
Kıbrıs ve Türkiye Halet-i Nez'de mi? - 17 Ekim 2009 Cumartesi 21:29
Üç Haritanın Sırrı - 16 Ekim 2009 Cuma 17:57
Kılıçlar Çeşmesi Başında Gasp - 08 Mart 2009 Pazar 00:00
Ahlaksızsan, Gazeteci Olamazsın! - 25 Ocak 2009 Pazar 00:00
Açıklama - 09 Ocak 2009 Cuma 00:00
Bedava Yaşam - 07 Ocak 2009 Çarşamba 00:00
Kahpe İsrail - 29 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Kale TV Basın Açıklaması - 25 Aralık 2008 Perşembe 00:00
Doğu Gerçeği - 24 Aralık 2008 Çarşamba 00:00
Aşk Üzerine - 18 Aralık 2008 Perşembe 00:00
Yahya Çavuş - 04 Aralık 2008 Perşembe 00:00
Doğulu ve Batılı Kim? - 28 Kasım 2008 Cuma 00:00
Kırıkkale ve Kriz - 25 Kasım 2008 Salı 00:00
Politikacı ve Kırıkkale - 18 Kasım 2008 Salı 00:00
Belçika - 13 Kasım 2008 Perşembe 00:00
İtalya - 06 Kasım 2008 Perşembe 00:00
Finlandiya - 31 Ekim 2008 Cuma 00:00
Çin Seyahati-3 - 23 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Graz - Avusturya - 21 Ekim 2008 Salı 00:00
Çin Seyahati-2 - 18 Ekim 2008 Cumartesi 00:00
Almanya Dilingen - 15 Ekim 2008 Çarşamba 00:00
Çin Seyahati-1 - 12 Ekim 2008 Pazar 00:00