Malazgirt’te kahraman askerleriyle birlikte savaşarak bereketli Anadolu topraklarının kapısını bize açan Alparslan’ın, onlarca gemiyi karadan yürütüp dağları aşırarak İstanbul’u Bizans’a dar eden ve bu kahramanlığı ile dünyayı Ortaçağ karanlığından kurtarıp Yeniçağ’ı başlatan Fatih’in, Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvele karşı milletiyle birlikte kahramanca savaşarak vatanımızı kurtaran; onların deyimi ile yaralı, hasta ve ölmek üzere olan bir devi yeniden ayağa kaldırıp Türkiye Cumhuriyet’ini kuran Atatürk’ün torunları olarak teröristlere karşı aciz miyiz? Eli, kolu bağlı kaderini bekleyen hastalar gibi çaresiz miyiz?
Bizim ülkemizde, bayrağımızın gölgesinde, şehitlerimizin kanıyla yoğrulan toprağımızda yaşayıp yaşadığı toprağa ihanet eden; çoluk çocuk demeden masumları ve kahraman askerlerimizi şehit eden bir avuç nanköre karşı niye bir şey yapılamıyor. Onlar elini, kolunu sallayıp gezecekler mi? Bizim güzel vatanımızda istedikleri gibi at mı koşturacaklar? Kuzey Irak’taki ne idüğü belirsiz yandaşlarıyla birlikte diledikleri zaman diledikleri yerden Kuzey Irak’a gidip gelecekler mi? Onlara bir dur diyen olmayacak mı?
‘’Uzay çağındayız, hainlerin yerlerini avucumuzun içi gibi, yeni moda deyimiyle, BBG evi gibi izliyoruz. Onların her hareketinden haberimiz var.’’ diyoruz; ama kahpe ve hain saldırılara karşı gafil avlanıyoruz. Casus uçakla binlerce metre yüksekten onların bütün hareketleri izlenebiliyor. Bu casus uçaklar teröristlerin yerini sıfır hata ile bulabiliyor. Çekilen görüntüler akşamları televizyonların ana haber bültenlerinde gösteriliyor. Bütün Türkiye o hainlerin, bebek katillerinin neler yaptıklarını seyrediyor.
Mademki, teknoloji o kadar ilerledi. Mademki, uydularla ve casus uçaklarla her şeyden haberimiz oluyor. Yaptıkları her hareketin saniye saniye izlenmesi bizim için avantaj değil mi? Bu teknolojiyle bizim onları gafil avlamamız gerekmiyor mu? Onların saklandıkları yeri onların başlarına yıkmamız, daha ne olduğunu bile anlamadan döktükleri masumların kanlarının hesabını oracıkta sormamız gerekmiyor mu?
Ben de dâhil olmak üzere vatanımız ve bayrağımız için canını vermeyecek bir kardeşim yoktur. Hepimizin canı bu vatana kurbandır. Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’mızda belirttiği gibi en son ocak sönmeden, en son nefer ölmeden şanlı bayrağımız göklerden inmeyecektir. Bu güzel ve bereketli topraklarımızda İstiklal Marşı ve ezan asla susmayacaktır. Atatürk’ümüzün söylediği gibi Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Taşı toprağı bereketli güzel vatanımızda artık analarımız ağlamasın, bacılarımız ağıt yakmasın, çocuklarımız yetim kalmasın, gencecik bedenler toprağa düşmesin. Bu vatan için sayılamayacak kadar şehit verdik. İstiklal Marşı’mızın; ‘’ Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!’’ dizesinde de ifade edildiği gibi topraklarımızda nice şehitlerimiz yatmaktadır. Artık şehidimiz olmasın, yüreklerimiz yanmasın, ocaklarımız sönmesin.
Ali SAÇAK