Herkes birbirini suçluyor.
Asker lafla manevra yapar gibi.
Topu mümkün olduğunca siyasetin kucağına atıyor şeklinde görünüyor.
Bu da eleştirileri beraberinde getiriyor.
Siyaset, bir şey üretmiyor.
Ne iktidar ne de muhalefet en önemli konuda bile anlaşamıyorlar.
Sadece anlaşmış ve bir araya gelmiş görünüyorlar.
Eski komutanları izliyoruz TV’lerde tamamen maval okuyorlar.
Uzman(!)lar akıllarından geçeni cümlelere döküp bunca şeyin üzerine boca ediyorlar.
İşte bu tam da terörün, teröristin istediği şey.
“Lafın bittiği yerdeyiz…”
Bu lafı ne çok ettik.
Hangi son şehitten, son şehitlerden sonra etmiştik hatırlamıyorum artık.
Ama lafın bittiği yerdeyiz.
Laf bitti…
Çoktan bitti hem de.
Lafın bittiği yerde eylem mi olacak?
Teröre karşı bir şeyler mi yapılacak?
Lafın en son bittiği yerden bu zamana kadar bakalım mı?
Ne yapılmış bugüne kadar?
Bakıyoruz, Milli Güvenlik Kurulu toplanmış defalarca, bildiriler yayınlanmış, siyasi bir takım tedbirler alınmasına karar verilmiş (bunun ne olduğu da belli değil)…
Başka bir şey yok.
Yat o zaman kulağının üstüne…
Taa ki bir sonraki lafın bittiği yere kadar.
Böyle mi gerçekten, vallahi böyle.
Laf bitmiş…
Eteğimizde hiç taş kalmamış mı yani, atacak?
Söyleyecek hiç söz bulamıyor muyuz?
Ben söyleyeyim size naçizane…
Laf bitmez.
Gerçekten bitmez.
Bu ülkede peynir gemisi lafla yürüyor, unuttunuz mu?
Mesela terör konusunda kaç yıldır peynir gemisi yürütüyoruz lafla?
Yirmi beş yıl mı, otuz mu?
Laf bitmez bizde…
Top kimde ise gol atmaz.
Bizim forvetimiz yok.
Pas da vermez…
Topu ya taca atarlar veya bir başkasının kucağına.
Sonra da kendini yere atar sakatlık numarası yaparlar.
Yanlışım varsa, şu anki manzaraya bakın ne demek istediğimi anlarsınız.
İşte buna yazık diyorum.
Gerçekten yazık…
Harbiden yazık…
Vallahi yazık…
Gençlere yazık…
Kaybettiğimiz zamana yazık.
Harcadığımız paraya yazık.
Her şeye yazık.
Yazıklar olsun…