Soya çekimle ilgili yetenekleriniz, bütün u
ğraşlara rağmen değişmiyor, bir an geliyor, gün yüzüne çıkıyor, siz bile bu halinize şaşıp kalıyorsunuz.
B
ırakınız uğraş vermeyi, makam ve mevkileriniz bile bu yeteneklerin sizden uzaklaşmasına engel olamıyor.
Derler ki!
Vaktiyle bir kral varm
ış, Kralın bir çok vezirleri varmış. Kral olur, Kral’ın sarayları ve vezirleri olurda, Kral’ın dışında olup bitenleri, Kral’a aktaranlar olmaz mı? Olur elbette.
Günün birinde, bu gammazc
ılardan birisi Kral’ın odasına girmiş ve Kral’a;
Hükümdar
ım, bizim vezirlerden birisi, kasnakçı demiş. ( Kasnak yapan)
Kral inanmam
ış ama, ben bunu bulurum demiş. Vezirlerini almış, ormanlık bir sahadan giderken, vezirlerin konuşmalarına dikkatle dinlemiş. Vezirlerden birisi, göklere yükselen çam ağaçlarına bakarak yanındakine” şu ağaçlardan ne güzel kasnak çıkar” diyormuş. Kral, sesin geldiği tarafa dönerek, veziri tanımış.
Asl
ında kasnakçılık olunca, güzel ağaçlar ona kasnağı ister istemez çağırtıyor.
Yine derler ki!
Kral ile vezir aralar
ında tartışıyorlarmış. Kral terbiyenin şart olduğunu, vezir de, asılın şart olduğunu iddia ediyormuş.
Kral’
ın eğitilmiş ( terbiye edilmiş) bir kedisi varmış. Saray görevlilerine emir vermiş ve kediyi getirtmiş. Kral, kediye ayağa kalkmasını ve ön ayaklarını birleştirerek ileri uzatmasını istemiş. Kedi verilen emri harfiyen yerine getirmiş.
Kral bir mum getirtmi
ş, kedinin ayaklarının üzerine koymuş ve yakmış. Kedi hiç kıpırdamadan ayakta duruyor ve mumda yanmaya devam ediyormuş.
Vezir bu uygulamam
ın bir gün sonra yeniden yapılmasını istemiş. Kral’da olur demiş. Vezir o gün toplantıya gelirken, bir fare yakalamış ve cebinde gizlice salona sokmuş. Aynı uygulama yapılmış, kedi ayakta duruyor, mumda yanmaya devam ediyormuş. Bir ara vezir cebindeki fareyi ortaya salıvermiş. Kedi fare gördüğü andan itibaren, mumu yere çalarak, farenin peşinden koşmuş ve onu yakalayarak gereğini yapmış.
Eh… Vezir’de diyece
ğini demiş
“Kral’
ım: Aslını gördünüz mü.? Sizin vermiş olduğunuz terbiye bir anda yok oluverdi.”
Evet sevgili okurlar
ım. İnsan olsun, hayvan olsun, istediğiniz kadar eğitin, istediğiniz kadar terbiye edin, bir yanında soya çekimlik vardır, yeri geldiğinde, soya çekimliğin gereğini yapar.
Siz
şu caddede, sokakta yürüyen kelli felli, allı pullu, insanların hepsinin medeni zannetmeyin. Onların iç yüzünü bir görebilseniz, yanı yaklaşmak bir yana, semtine bile uğramazsınız. Bazı evlerde süs köpekleri vardır. Sizinle oturur, sizinle oynar, yat dersiniz yatar, kalk dersiniz kalkar. Ama yanına bir hem cinsini getirin bakalım, sizin semtinize uğrayacak mı?
“ As
ıl asmaz, bal kokmaz. Kokar ise yağ kokar. Neden mi? Aslı ayranda ondan” Varın yorumunu siz yapın…