Kimi paradan, kimi hastalıktan, kimi evinden şikâyet ediyor. Şikâyet edilen konular o kadar çok ki, onların hepsini yazsak buraya sığmaz. Abartmak gibi olmasın da, denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa şikâyetleri yazmaya yetmez gibi geliyor.
Biz kimi, kime şikâyet ediyoruz? Bu nimetleri, az veya çok bize kimin verdiğini bilmiyor muyuz? Kazandıklarımızın bizim emeğimizin karşılığı olduğunu düşünmüyor muyuz? Bu nimetlerin azlığından şikâyet etmek yerine bu nimetlere şükredip de niye kanaat etmiyoruz? Kanaatin en büyük hazine ve zenginlik olduğunu niye unutuyoruz?
Kanaat, çalışmayıp tesadüfen önüne çıkanı kullanmak, başka bir şey aramamak demek değildir. Kanaat, bileğin emeği, alın teri karşılığı kazanılana razı olmak, başkasının kazancına göz dikmemek demektir. Başkasının daha çok kazandığını görünce, onu kıskanmamak, onun gibi çok çalışmak, alnının teri ile kazanmak demektir.
Kanaat; elindekinin kıymetini bilmektir, nimetleri verene teşekkür etmektir, karşılaşılan güçlükler karşısında metanettir, ihtiyacından fazla kalan kazancını bir yere yığmayıp İslamiyet’in emrettiği hayırlı yerlere vermektir, muhtaç olanlara yardım etmektir, hayatta kalabilmenin ve mutlu olabilmenin anahtarıdır. Kanaat, böylece iyi ahlakın kaynağı olduğu gibi, insana mahrumiyetler içinde kaldığı zaman saadet temin eden sarsılmaz bir kale gibidir.
Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
Kanaat eden, en çok şükredenlerden sayılır. [İbni Mace]
Kıyamette “Şükredenler gelsin!” diye seslenilir. Onlar bir bayrak altında Cennete girer. Bunlar, darlık ve genişlikte, her hâl-ü kârda Allahü Teâlâ’ya şükredenlerdir. [İ.Gazali]
NEDİR BU ŞİKÂYET
Sağlığın yerindeyse,
Hastalık nedir bilmiyorsan,
İçtiğin su, yediğin bir lokma ekmek,
Şifa oluyorsa bedenine,
Dinç olarak uyanabiliyorsan sabaha,
Nedir bu şikâyet?
Yeter ki;
Elden ayaktan düşürmesin Allah.
Altın bileziğin varsa,
Çok seviyorsan işini,
Mesleğinin hakkını verebiliyorsan.
Dürüst diye nam salmışsan dört bir yana,
Helalinden de kazanıyorsan,
Nedir bu aç gözlülük?
Yeter ki;
Muhannete muhtaç etmesin Allah.
Başını sokacak bir evin,
Sana huzur veren bir yuvan varsa.
Mutluluk kol geziyorsa odalarda.
Her seher vakti Kur’an okunuyor,
Hep birlikte secdeye varılıyorsa.
Şükür varsa yüreklerde,
Bereketliyse sofranız,
Nedir bu nankörlük?
Yeter ki;
Kem gözlerden esirgesin Allah.