Sonunda perde açıldı ve gerçekler ortaya çıkmaya başladı. AKP’nin içindeki pislikleri Sayın Şener ortaya koymaya başladı.
Galaport’un peşkeşine karşı direnen Şener’in elinden Özeleştirme İdaresinin alınması ile başlayan süreçte geri plana atılmış, Cumhurbaşkanı seçilememesi karşısında ise Sayın Erdoğan’ın diktatör tavrına karşı daha fazla dayanamayak istifa etmiş, köşesine çekilmek mecburiyetinde kalmıştı.
Başka bir pencereden bakarsak bazılarının da dediği gibi niye 4.5 yıl başbakan yardımcısı iken sustun da şimdi konuşmaya başladın. Ayrılanlar ayrıldıkları yerleri hep kötülüyor, evet bu doğru bir tespit olabilir. Ayrılanlar siyasi rant sağlamak için veya intikam hırsıyla daha önce açıklamadıklarını şimdi söylüyor olabilir. Bunu ne sebeple söylerse söylesinler Sayın Şener’in doğru söylemediği anlamına gelmez.
İnsanların dini duyguları merhamet duygularını kullanılarak yapılan hırsızlık en aşağılık olanı olmalı, bunun bir kötü tarafı daha var ki insanların yardım yapma duygularını ortadan kaldıracaktır.
AKP’nin Deniz Feneri hakkında tatmin edici açıklamalar yapmaması suçlu psikolojisinin bir ürünü olmasından galiba, hırsız benim hırsızım ise susmak şeytanlık olsa gerek, hırsıza sahip çıkmak yerine adalete havale edip sonuca saygı duymak gerekmektedir.
Çünkü suçlularla, onların suçlu olduğunu bile bile, suçun ortaya çıkması için gayret gösterme şöyle dursun, bir de ört bas ediyor, susuyorsanız, onlarla yola devam ediyorsanız, siz de suçlu olursunuz diye biliyorum. Bilmem yanlış mı düşünüyorum. Susmak da bence yalan söylemektir bu manada.