22 Mayıs 2012 Salı

28.09.2008 00:00:00 685  defa okundu.

Umut...

 

Ne var ki, insan çoğu zaman aklının rehberliğinde davranmıyor. Herhangi bir ilişkide ya da karar anında duygular genellikle aklın, akıllıca hareket etmenin önüne geçiyor. Zaman zaman kaygı, korku, kıskançlık ya da güven duygularında görülen aşırılıklar da her şey alt üst ediyor. Bu duyguların az olması da iyi değil çok olması da.  Dengede olacağız diye biraz ondan biraz bundan olması da iyi değil! Doğal olan, durum neyi gerektiriyorsa öyle davranmak. Bazen kaygıyı abartabiliyor insan, bazen de korkuyu, güveni, kıskançlığı… Bazen de hiçbir şeyi umursamayabilir. Önemli olan abartı ve umursamama işinin saplantı haline dönüşmemesi, devamlılık göstermesi.

 

Biz günlük hayat boyunca, umursamama ve abartma arasında gelip giderek yüzlerce karar veriyoruz. Bunların bir kısmı için pişmanlık duyuyoruz, bir kısmı içinse diretiyoruz, inat ediyoruz. Sevdiklerimize ‘gitme’ demiyoruz, umursamıyoruz zaman zaman ya da hissedilen hoşlanma duygusunu aşk gibi algılayıp zavallı muhatabın Romeo & Julyet gibi algılamasını bile sağlayabiliyoruz ne yaptığımızı pek fark etmeden. Duygularımız önemli elbette ama yaptığımız şeyler ne bize ne de muhatabımız olan kişiye/duruma zarar verecek kadar olmamalı. Sınavlara hazırlanan bir genç sınavı umursamayarak, sınav öncesinde ki gece futbol maçı yapabiliyor, bununla beraber diğer bir genç sınavı gözünde çok fazla büyüterek, sınav öncesinde ki gece uykusuzluk ya da mide ağrısı yaşayabiliyor. Nitekim, umursamama ve abartma davranışlarını uçlarda yaşamak pek de hoş sonuçlar doğurmuyor.

 

Peki böyle diye, duyguların yönlendirmesiyle hareket etmek kötü mü? Elbette hayır, onlar olmasaydı hayatın ne anlamı kalırdı ne de tadı… O halde doğru yorumlanması ve normal ölçüler içinde yaşanması gerekiyor duyguların. Bu de kendini, duygularını tanımakla gerçekleşecektir. İçinizde herhangi bir şekilde bir karmaşa hissettiğinizde dinleyin kendinizi ve karar verin, ‘şu an hissettiğim şeyin adı ne?’

 

Ümit etme, umutlanma ya da umut –adına ne derseniz deyin- bizim için önemli duygulardan biri. Kabaca, geleceğin ya da herhangi bir şeyin gelecekte ki durumunun algılanmasıyla ilgili bir duygu olarak tanımlanabilir. Buna göre umutlu olduğumuzda gelecekle ilgili beklentilerimiz, projelerimiz ve hayallerimiz hakkında olumlu düşünüyoruz demektir. Gelecekle ilgili olumluluk hal aslında gelecekteki bir durumdan çok bugünkü durumumuzu ilgilendirir. Güvenimiz, gücümüz artar, yaklaşımlarımız değişir, gerçekleşme ihtimali ne kadar az olursa olsun üzerinde durduğumuz şeye dört elle sarılırız. Bilgileri ciddiye alır öğrenmelerimizi pekiştiririz. Amaçlar ediniriz, yaşadığımız her şey doyasıya hayatın kendi anlamlı hale getiririz. Bekleriz, hasret çekeriz, hatta bazen öfkeleniriz. Mutlu oluruz, çevremizi de mutlu ederiz.

 

Bunun karşısında umutsuzluk var. Yan gelecekle ilgili algılayışımızdaki olumsuzluk hali. Bu bir çok şeyden kaynaklanabilir. Temel güven duygusunda ki eksiklik, çocukluğun ilk yıllarındaki tutum ve karşılaşılabilecek önemli bir engel, umutsuzluğun kaynaklarının başında gelir. Şüphesiz temel güven duygusundaki eksiklik sıradan herhangi bir engeli de önemli hala getirebilir ama bu ayrı bir konu…

 

Umutsuz bir insan, güvenmez, inanmaz, uğraşmaz, didinmez, beklemez, öfkelenmez, dolayısıyla zevk alamaz, amaç edinemez ve hayatını anlamlı hale getiremez. Kendisini çaresiz hisseder, mutsuz olur ve çevresini de mutsuz eder. Hemen belirtmek gerekir ki, umutsuzluğun aşırısı rahatsızlık hali olmasına rağmen, bu geçici bir durumdur. Ümit etmek insanın doğuştan getirdiği bir şeydir, onun doğasında vardır. Bir insan ne kadar umutsuz olduğunu söylerse söylesin, aslında gerçekleşmesi en zor olaylar için bile hep umut taşır içinde. Biraz garip gelebilir ama bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin azlığı, o şey hakkında daha güçlü umut beslenmesine neden olmaktadır. Gerçekten hiç umut kalmamışsa, o zaman her şey anlamsız gelmeye başlar. Bu her şeyin bitmesi demektir.  

 

Korku ve kaygıdan sonra gelen duygudur umut; gece ve gündüz gibi… İnsanı hayata bağlar. Bizi her türlü zorluğa karşı güçlü ve güvenli kılar, yaşadıklarımızı anlamlı hale getirir. Başarıya yaklaşmamızı, çoğu zaman da ulaşmamızı sağlar. Ama dikkatli olmak gerekir ki, gelecekle ilgili beklentilerimiz gerçekçi olmalı ve doğru bilgilerle desteklenmeli; aksi takdirde gelecekle alakalı beklentilerimiz umut olmaktan çıkacak, sorunlu bir ruhun boş beklentileri halini alacaktır. Bu yüzden umudun nasıl bir duygu olduğunun bilinmesinde ve bizi nelere yönlendirdiğinin doğru değerlendirilmesinde büyük yarar var.

 

Umudunuz tükenmesin…

 

 

                                            

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
İş Hayatının Zorlukları - 07 Ağustos 2009 Cuma 00:00
Çocukların ve Ergenlerin Arkadaş Seçimi - 24 Temmuz 2009 Cuma 00:00
Çocuklarda Özgüven - 17 Temmuz 2009 Cuma 00:00
Umut... - 28 Eylül 2008 Pazar 00:00
Eyvah! Çocuğum Ko-nu-şa-mı-yor - 18 Eylül 2008 Perşembe 00:00
Öfke! Beni Bırak... - 04 Ağustos 2008 Pazartesi 00:00
Merhabalar - 25 Temmuz 2008 Cuma 00:00