Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifte; “Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekâtla gelir. Ama bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir, buna verilir. Üzerinde haklar bitmeden kendi hasenatı tükenirse, o zaman onların hatalarından alınır kendisine yüklenir. Daha sonra cehenneme atılır.” diye buyuruyor.
Tarihimizde kul hakkıyla ilgili olarak o kadar çok örnek var ki. İşte onlardan birisi:
Malazgirt Savaşı’nın yapıldığı Malazgirt Ovası’nda Sultan Alparslan’ın ordusu savaş hazırlığı yapmaktadır. Bir piri fani askerler arasında dolaşarak durum kontrolü yapmaktadır. Gezerken bir kalabalığa rastlar. Kalabalıktan bağrışmalar gelmektedir. Merak edip kalabalığa doğru ilerler. Bir komutan ile bir asker tartışmaktadır. Merak edip ne olduğunu sorar askere. Asker:
‘’ Efendim, ben başka bir komutanın askeriyim. Komutanım bana bir görev vermişti. Ben komutanımın emrini yerine getirmek için gidiyordum. Bu komutanım da beni çağırarak bir iş buyurdu. Ben de durumumu arz edip özür dileyerek bu emrini yerine getiremeyeceğimi söyledim. Komutan da kızarak bana bir tokat attı.’’ demiş.
Yaşlı adam askere davacı olup olmadığını sormuş. Asker de davacı olduğunu söylemiş. Yaşlı adam da bu işi kadının çözebileceğini söyleyerek, askeri ve ona tokat atan komutanı alıp kadıya götürmüş. Asker ile komutan kadının yanına girmiş, yaşlı adam da dışarıda kalarak sonucu beklemeye başlamış.
Aradan belli bir süre geçmiş, asker kadının makamından dışarıya çıkmış. Askerin yüzünde tatlı bir gülümseme varmış. Yaşlı adam sonucu merak ettiği için askere kadının ne karar verdiğini sormuş. Asker:
‘’ Kadı her ikimizi de dinledikten sonra komutanı suçlu buldu. Ceza olarak da kısas istedi. Benim de ona bir tokat atmamı istedi. Ben de kısası yerine getirmek için elimi kaldırdım. Komutana bir tokat atacaktım. Tam o sırada ya benim atacağım tokat, komutanın bana attığı tokatın şiddetinden fazla olursa ne yaparım. O zaman da onun hakkı bana geçer diye düşündüm ve tokatı atmaktan vazgeçtim.’’ demiş. Yaşlı adam da:
‘’ O zaman senin hakkın komutanda kaldı. Şimdi ne olacak.’’ deyince asker:
‘’Komutana hakkımı anamın ak sütü gibi helal ettim.’’ demiş. Yaşlı adam bu söz üzerine ağlayarak; ‘’ Böyle düşünen çocuklarımız olduğu için Allah bize zaferler nasip ediyor.’’ demiş.
Kul hakkı gerçekten çetin bir iştir. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen bir peygamberin ümmetleri olarak gönül kırmaya değil gönül almaya ve kazanmaya çalışmalıyız. Nasıl ki tatlı dil ve güler yüz bir sadakaysa. Kötü söz ve asık surat da kul hakkıdır.
Şairlerin piri Yunus Emre bir şiirinde; ‘’ Bir kez gönül kırdın ise bu kıldığın namaz değil.’’ diyerek bizim nasıl bir insan olmamız gerektiğini ve insanlara nasıl davranmamız gerektiğini çok güzel açıklıyor.
Bu güzel sözler bizim düsturumuz olsun. Kim olursa olsun herkesle iyi geçinelim. Hem üç günlük dünyayı kendimize ve başkalarına zehir etmeyelim hem de öbür dünyamızı karartmayalım.