Veya belirli bir cisim olur. Örneğin bu mercimek olur, nohut olur...
Anlayacağınız bu oyun bir nevi zeka oyunudur.
Bu oyunun bir de vırt gel diye bir kuralı vardır.
İşte o vırt gel'e düşmemeye gayret edeceksin. Çünkü vırt gel elinin değdiği taşı hep alır. Yani vırt gel'e düşersen hep yenilirsin.
İşte Türkiy siyaseti de aynen bu sıralarda dokuz taş çizelgesi gbi oldu.
Vırt gel'e kim düşerse işi bitik. Örneğin iktidarın Ergenekon'u aynen karınca aslanı gibi çukuruna düşen bir daha çıkamıyor.
Zira muhalefette de öyle. Fitil lafı eden, fişleniyor. Bak bak bu da Deniz Feneri örgütünden diyorlar.
Ama terör meclisin içinde bunu unuttular.
Bakınız ülkemin sınırları içinde görev yapan benim askerim, bayram iznine sere serpe gidemiyor.
Evine konvoylar, eskortlar eşliğinde dönüyor. Tabi ki pusuya düşmeden dönebilirse.
Allah aşkına söyleyin. Bu vatan kimin?
Benim mi? Yoksa karısı mecliste, kocası dağda olanların mı?
Yoksa bu vatan uğruna toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi yatanların mı?
Gerçi soru sormaya insan cesaret edemiyor.
Ama yine de soralım. Bu gidişimiz nereye, pusula doğru mu?
Allah aşkına muhalefetiyle, iktidarıyla, her kesim için söylüyorum.
Beceriksizler, basiretsizler bu ülkeyi yönetmeye ehliyetiniz kifayetsiz ise Allah'ını seven talip olmasın.
Liyakatli kişiler talip olsun. Yoksa bakıyoruz ki hep patinajdayız. Balata kavramıyor. Lastikler kabak. Boş yere gaza basmanın ne anlamı var?
Şoför efendi, lütfen iner misiniz?
İstersen biraz dinlen. Bir de çay iç. Ne dersiniz, bence uygun. Çünkü 7 yıldır yoldasınız. Belki yorgunsunuz, belki de uykusuzsunuzdur.