Her ay Maliye Nazırını huzura çağırır ve halkından bir ay öncekine göre artırımlı vergi tahsilatına geçmesini istermiş. Vergiler artırılır, hemen tahsilata çıkılırmış. Bu arada diğer vezirlerini de halkın arasına salar, halkın tepkisini öğrenirmiş.
Vezirler gelir halkın bu kadar ağır vergilerden şikayetçi olduklarını hükümdara iletirlermiş. Hükümdar onları dinler, bir ay sonra yeniden vergi artırımı ile birlikte tahsilat memurları vatandaştan vergi tahsilatına başlarlarmış.
Vezirler yeni halkın arasında durumu görür ve hükümdara iletirlermiş. Bu hal aylarca ve yıllarca devam etmiş.
Günün birinde; Yine zamlı vergi tahsilatı başlamış. Vezirler halkın arasına inmiş ve halkın tepkisini şaşkınlıkla izlemeye başlamışlar.
Halk, meydanda çalgılar eşliğinde gülüp oynuyormuş.
Vezirler saraya koşarak, halkın çalgı çalıp oynadıklarını hükümdara anlatmışlar. Hükümdar, vezirlere hitaben: “ Yıkılın karşımdan, halkımın bir aklı kalmıştı, onu da almışız” demiş ve o günden sonra vergi tahsil edemeyen hükümdar, oradan, buradan borç para almaya başlamış…
Bizler zamlara alıştık. Tepkide göstermiyoruz. Elektrik’e zam, suya zam, doğal gaza zam, kömüre zam, una zam, ekmeğe zam, Akaryakıta zam, zam üstüne zam geliyor, oralı bile değiliz.
Meydanlarda, parklarda, kahve köşelerinde, Pazar yerlerinde bazen hakim, bazen savcı, bazen siyasetçi oluyor, günde kırk hükümet kuruyor, kırk hükümet düşürüyoruz. Kimini cezalandırıyor, kimini berat ettiriyoruz.
Baksanıza: ANAP döneminin Bakanlarından Hasan Celal Güzel, ne diyor.
Kenan Evren yargılanmalıymış, ceza verilmeliymiş, ondan sonrada, Cumhurbaşkanı tarafından affedilmeliymiş. Ne güzel değil mi? Sayın Bakan bu düşüncesini, Kenan Evren Cumhurbaşkanı iken neden önermemiş acaba?
Kolay mı o günlerde böyle bir işe kalkışmak, kimin haddine…
Suç varsa, cezada vardır. Suç işleyen her kim olursa olsun, cezasını çekmelidir.
Hatta; Yaşı kaç olursa olsun. Sağlık nedeniyle bile affetmeyi doğru bulmuyorum. İnsanlar bir lokma ekmeğe muhtaç olacak, birileri servetine servet katacak, sonra da affedilecek. halk sessiz sedasız yapılan zamlara boyun eğecek.
Bizim halkımız, hatta Hasan Celal Güzel gibi Bakanlarımız, böyle düşünürse, üstüne elzem olmayan işlerle uğraşırsa, zamdan, zumdan haberi olmaz…
Çocuğuna okul çantası ve ayakkabı alamayan, 500 lira emekli maaşı ile ay başını zor getiren, makarna ve ucuz ekmeğe talim eden vatandaş yapılan zamlar karşısında o kadar duyarsız ki! kılı bile kımıldamıyor. Hala parkta bahçede siyasetçilerin avukatlığını yapıyor.
Bizim çalgı çalıp oynayacak halimiz bile kalmamış. Köylü keçisini pazara satmaya götürmüş. Her gelen keçinin ağzını açarak dişine bakıyormuş. Birkaç hafta böyle devam edince, keçi kırda bayırda otlarken bile, uzaktan bir kişi görürse, kendiliğinden ağzını açıp dişini gösteriyormuş. Bizim insanlarımız zamma o kadar alışmış ki! zam yapanları daha çok alkışlıyor ve şöyle bir slogan söylüyor. “ Türkiye seninle gurur duyuyor” Haydi duysun bakalım. Önümüzden gelen kış. 500-700 lira maaşı yetiştir yetiştirebilirsen. zam üstüne zam yaparsanız, belki kafamız dank eder…