Ramazan ayında yoksulların sırtından siyaset yapma alışkanlığındaki asalaklara ülkenin dört bir yanından tepki yağarken, yardımlaşma kültürünün gizliliğine dikkat çekilerek yurttaşların bu kirli sözde yardım hareketlerine bulaşmamaları öğütleniyor.
Geldi işte bir Ramazan ayı daha.
Eskiye göre, yardım paketlerinin kamuoyunun gözü önünde dağıtma hafifliğinden biraz vazgeçilmiş gibi görülüyor.
İyi ve olumlu bir gelişme.
Bir de, şu iftar yemeklerindeki beleşcilik sona erse, daha iyi oturacak yerli yerine her şey.
Aynı askıdaki torba gibi.
Bilenler biliyor askıdaki torba hikayesini de, kenarından küçücük hatırlatayım.
Eski yıllarda, her fırında bir torba asılı durur ve bu torbaya varlıklı aileler ekmek koyarlarmış.
Yoksul vatandaşlar ise fırına geldiklerine o askıdaki torbadan ekmeklerini alıp giderlermiş.
Sessizce ve küçük de olsa bir paylaşma ve yardımlaşma kültürü.
Şimdi böyle mi?
Maşallah…
Allah adına soytarılık yapan siyasetçiler ve başkasının parasıyla iftar sofralarında ahkam yine –ne yazık ki- kesenler var.
İftar da, kime?
Ve kimin parasıyla?!!
Rezillik diz boyu…
Ama tepkiler arttıkça bu yozluğa da bir gün son verilecek.
Ramazan ayının sevgiyle yüklü yardımlaşma kültürü, Allah adına çalıp çırpma ve her türlü bataklığın içinde debelenenleri de bir gün hidayete erdirecek.
Amin deyin amin.
Ortalık da, beleş paralarla beleş iftar sofraları kuranların gövde gösterisi var.
Amin amin…
Malum her Ramazan ayında ülkenin dört bir yanında yoksullara yiyecek paketleri hazırlamak ve iftar çadırlarında da gelene gidene yemek ısmarlama sofralarını kurma hareketinin başındakiler, bu işi çok iyi bilir.
Camia da öğrenilir; fırsat ele geçtiğinde de güçler kullanılarak elem tere fiş çektirilir.
“Garibanı doyuracağız yap bi güzellik” diye diye toplanır ve sonrasında da “canım” ayaklarıyla iç edilir.
Kimlere mi?
Bilenler bilir.
Duyanlar duyar.
Ve Allahın adını bu şekilde kullananlar da ortalıklarda dolanır durur.
Utanmadan.
Arlanmadan.
Hayasızca…