Bir bakıyorsunuz ‘’ERGENEKON’’ diye bir örgüt ortaya çıkartılıyor ve bu örgüt Ülkede yasa içi, yasa dışı here şeye müdahil olduğunu görüyoruz...
Kendi adamlarını yok ediyorlar, dinciler yaptı, şeriatçılar yaptı diye feveran ederek ve medya yönlendirilerek bir çok cinayet faili meçhul olarak kalıyor...
Hatırlayalım isterseniz o faili meçhul, yani yapanı , edeni bilinmeyen cinayetleri, Uğur MUMCU cinayeti , Ahmet Taner KIŞLALI, Necip HABLEMİTOĞLU, HRANT DİNK cinayeti gibi bir çok faili meçhul cinayetler aydınlatılmaya muhtaç bir şekilde ortada duruyorlar hala....
Hele ki hepimizin içini sızlatan Sivas ‘ta yakılan ozanlar, şairler, sanatçılar....
İşte ERGENEKON denilen vakıa tam anlamıyla çözümlenip, suçluları cezalandırmadıktan sonra bu tip cinayetler devam edip gidecektir.
Akılla , izanla izah edilecek hiçbir yanı yok bu olayların...
Geçen günlerde bir gazetenin yazarı çıkıp Başbakan bir meyhaneye yada içki satılan bir cafeye gitsin yan masadakilere şerefe desin ama portakal suyu içsin , içki içmiyorsa içmesin!!!...
İşte o zaman her şey durulacak, düzelecekmiş!!!...
Toplumda olmayan, kendilerince oluşturmaya çalışılan ikilikler bitecekmiş!!!...
Bir başka gazetenin yazarı ise çıkıp diyor ki, Başbakan nihayetinde sizin git dediğiniz yerlere zaten gidiyormuş, oradakilerle iletişim kuruyormuş, o zaman hadi sizde bir sabah namazına gelinde görelim...hadi sizde mütedeyyin denilen insanların gittikleri yerlere gidinde sizde o insanlarla iletişim kurun....
Başbakana akıllar veren sayın yazar halbuki son ayların en önemli vakıası Ergene kon olaylarını pas geçiyor...Halbuki yukarıda zikrettiğimiz cinayetleri gazetesinin manşetinden verip, dinciler, anti laikler işledi bu cinayetleri diyorlardı....
Kendimin doğru bulduğu kimi düşünceleri başkalarına empoze etmeyi, zorlamayı doğru bulmam...Hele ki bu yaşam tarzıyla ilgiliyse....Herkesin kendine göre bir hayatı vardır...Hemen herkesi kendi konumunda, kendi durumunda kabullenmenin en doğru yol olduğuna, düşünce olduğuna inanırım....
Kimi zaman zorlansam da, içime sindiremesem de, doğrusu buna katlanırım...Çünkü ünlü köşe yazarının var dediği bu tür ikilikleri, ötekilikleri kökünden kazıyacak bir düşünce tarzıdır, herkesi kendi konumunda ,kendi, durumunda kabullenme, düşünme tarzı...
İşte bunun adına herkesin birbirini hoş görmesi, herkesin birbirine sevgi saygıyla yaklaşması , herkesi kendi konumunda kabullenebilme, düşünceye, insana saygıdan başka ne denilebilir ki....
Evet bizler bile, çoluğumuza, çocuğumuza, eşimize bu anlamda müdahaleler edebiliyor muyuz?....Etsek bile nasıl bir sonuca ulaşıyoruz?...İnsanın fıtratında özgürlük var Allah’ tan başka hiç bir şeye tapınmama var...Yaratan Kuranı-Kerim ve Peygamberleri vasıtasıyla yarattığı insanın nasıl yaşayacağının sınırlarını, kurallarını bildirmiştir...Bu İLAHİ bir bildiridir, bunlara uyup uymamayı da insanların kendileri karar verecektir....
Elbette, hepimiz her zaman iyiden yana olma, mağdurdan yana tavır koyma, hoş ve güzel olan şeyleri övme gibi davranışların içinde olacağız, bu bile bir tercih meselesi...
Haydi şimdi düşünün bakalım;
İnsan Fıtraten iyilik üzerine yaratıldığı halde, bu kuralların dışında bir çok insan var....Ülkemizde hemen her şey serbest...Dileyen denize nazır güzel bir mekanda, yada evinde, yada bir başka yerde dilediği gibi içkisini içebilir, dilediği gibi imkanları ölçüsünde yaşayabilir, buna kimin ne itirazı, ne müdahalesi olabilir ki...
Neticede hayat sonlu ve öbür dünyada her koyun kendi bacağından asılacaktır...elbette doğruyu gösterme, doğruyu yapma hepimizin görevi kendimiz doğru olanı yaparsak herkes doğru olanı yaparsa zaten yanlış diye bir şey kalmayacaktır...
Kim kime karışabiliyor ki...Namaz kılan birisine namaz kılma desen çok büyük tepki alırsınız...Belki de sizin inadınıza namaza devam edecektir...Ya da içki içen birisine içkiyi bırak bir gün de namaza gel diye zorlamaya kalksanız...Yine etki, tepki üretecek, içkiye daha bir başka sarılacaktır...Eğer ki herkes kendisinin ve başkalarının hayrına bir şey istiyorsa önce kendisini sorgulanmalı, önce kendisi örnek bir hayat yaşamalı, başkalarına misal olmalıdır...
Aslına bakarsanız, bu ülkede hiçbir zaman bu anlamda zıtlaşmalar olmadı.Aynı anne, babadan olma, aynı evde büyüyen bir ailenin çocuklarının birisinin başı kapalı, diğerinin başı örtülü yine onlar sarmaş, dolaş yine onlar kardeşler, onlar açısından hiçbir zaman sorun olmadı böyle şeyler...Aralarında hiçbir tartışma, hiçbir baskı yok...yada bir ailenin Babası zil zurna sarhoş birisi, evlatları abdestin de namazında birisi...
Siz hiç bu anlamda bir baskı gördünüz mü?...Siz hiç bu anlamda başkasına baskı yaptınız mı? Hani bundan birkaç ay önce MAHALLE BASKISI diye bir deyim türetmişlerdi...ben şayet hayatımda bu tür baskılara maruz kalan hiç kimselere rastlamadım, duymadım..İddia ederim, bu tür baskılar yapanda varsa olumlu bir netice alamamıştır...
Şimdilerde bir takım köşe yazarları bu baskıların benzerlerini Ülkemin Başbakanına yapıyorlar...Onun şortla görüntüleyince çok mutlu oluyorlar, yada onu içki satan bir mekanda gittiğini duyunca görünce seviniyorlar...
Hele bir de Tekirdağ rakısını o yazarlarla tokuştursa, birde şerefe dese demek ki zil takıp oynayacaklar....
Halbuki Başbakan o mekanlara zaten gidiyordu, o mekanlarda bulunanlarla zaten bir sorunu yoktu...O mekanların insanları da Başbakan’ ın partisine oy veriyorlardı...
.Ben şahsen yıllarca ne kendimi başkasından üstün gördüm, ne de başkasını kendimden üstün gördüm...Ne içki içenleri, kendimden aşağı gördüm, ne de içki içmeyenleri onlardan üstün gördüm...Bunların hepsi ve daha başka vakıalar kişisel tercih, herkesin kişisel tercihine saygı duymak gerekir....
Toplumda hiç bir zaman, hiçbir ayrım yapmadım, görmedim...Ülkemizde yaşayan makul çoğunluğunda böyle olduğuna inanırım...
kÖŞE BAŞLARINI TUTMUŞ BAZI İNSANLAR, kendi kendilerince ortaya bir sorun çıkarıyorlar ve çıkardıkalrı sorunlara kendi kendilerince çözüm yolları buluyorlar ve kendi kendilerimce bulduklarını sandıkları çözüm yollarını ve yine kendi kendilerince üLkeyi yönetenlere dikte etmeye , baskı kurmaya çalışıyorlar...
Maalesef durum böyle sevgili okuyucularım...Ülke gündeminde olan, Ergenekondan, mahalle baskısına ve oradan BAŞBAKAN'a yapılan baskıyı anlatmaya çalıştım...Yazımızı nihayetlerken sevgi ve saygıyla Kırıkkale'li hemşerilerimi selamlıyorum...