Sen,
Girmeye çalıştığın AB’nin bütün ülkelerinde normal müfredatın yanına birde drama derslerinin eklendiğini ve bu sayede o ülkelerin tüm bireylerinin hayata tam donanımlı hazırlandığını bilecek,
Kendi ülkende bırak spor derslerini,
Resim, müzik gibi hayatın her alanında lazım olan ve insan gelişimine yüzde yüz katkı sağlayan dersleri nerdeyse kaldırma noktasına getirecek,
Ve üstelik milyon dolarlarla devşirdiğin insanlara Türk forması giydirerek bu vatanın öz be öz evlatlarının önüne set gereceksin,
Sonra da benim seksen milyonluk devasa ülkemin insanları neden olimpiyatlarda başarılı olamıyor diye timsah gözyaşları dökeceksin.
Hayret ki ne hayret!
Hele,
Gençlik spor genel müdürünün evlere şenlik açıklaması,
“birincilik madalyaları alamadık ama utanmadık da…”
Vay ki ne vay!
Beyler sadece utanma duygularını kaybetmemişler, aynı zamanda ar damarı denilen insanlık onurunu da kaybetmişler!
Başka bir ülke de olsa,
Yok yok Avrupa değil;
Afrika mesela,
Tanzanya,
Patagonya,
Mozambik’in yamyamları bile olsa, önce böyle bir açıklamadan, sonra “nasıl dilimiz vardı da hala konuşabiliyoruz” diye utançlarından yerin dibine girer, bir daha da oradan çıkmazlardı.
Dedim ya,
Bunların ar damarı yok.
Varsa bile,
Dibine kadar yırtılmış…
Ar ne?
Utanma nedir?
İstifa neye denir?
Hangi hallerde istifa edilir, bilmiyorlar!
Ya da bilmek işlerine gelmiyor!
Altlarında son model makam arabaları,
Her birinin fıstıktan öte sekreteri,
Harcırah, marcırah,
Misafir ağırlama,
Yurt dışı ödenekleri,
Derken,
Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında…
Tesadüfen geldikleri fani dünyada, bir şekilde ellerine geçmiş devlet gücü sayesinde kendilerine uydurdukları kanunlar ve en çokta Türk milletinin hafıza zafiyetinden dolayı krallar gibi yaşayıp gidiyorlar.
Kim terk etmek ister ki “yap seninde olsun, bal tutan parmağını yalar, çalsın ama iş de yapsın vs.!..” diyen bir toplum içerisinde böylesi beleş yaşamı!
Hadi,
Varsayın ki ar damarları ucundan da olsa azıcık çatlak ve bu sayede az biraz utanmaları var diyelim beyzadelerin…
Tam kızarmasa da hafiften pembeleşiyor suratları,
Ne olur sonunda?
Hiçbir şey!
Kanun aynı kanun,
Yasa aynı yasa oldukça,
Toplumdaki anlayış
Hak arama noktasında neme lazımcılık,
Ve hafıza zafiyeti kalıcılığını korumaya devam ettikçe,
Onlar da oralarda oturmaya hep devam edeceklerdir.
Başta, kanun yapıcılar yaptıkları kanunları önce kendileri esnetmeden uygulamaya koymadıkça,
Ve
Vatandaşta konulara hakim, duyarlı ve anında tepkili olmadıkça,
Değişen hiçbir şey olmaz.
Dahası,
Seksen milyonluk ülkeden zeki, çevik. Aynı zamanda ahlaklı nesil yetişmediği, yetiştiremediğimiz gibi, bir müddet sonra devşirdiklerimizi de kendimize benzetiriz.
İşe bakın ya!
Adamlar sporcu sayısının en az on katı kadar insanla pekine gidiyor, Allah için en küçük ebatta bile olsa bir Türk bayrağını yanlarına almayı unutuyorlar…
Kargalar bile kıçıyla gülerde biz fazla umursamayız böyle şeylere!
Madalya falan alamaz, almaz bunlar.
Fazla dikkat çekip de koltuğumuzda başkalarının gözü olabilir diye.
Utanmazlıkları hep bu nedenledir.
Ve
Ben ve benim gibi olanlardan yaşanılan utancı anlayışla karşılamamızı beklerler.
Hayret ki ne hayret?