Dün sabah kalkıp, muslukları açıp bir bardak su içtiniz mi bilmiyorum.
Şahsen ben öyle ben öyle yapıp içtim.
Aslında bugün ile birlikte sabah kalkıp musluktan 5.defa su içişimdir.
Maksat aslında su içmek değil.
Meslektaşımız Hasan Ulusoy’un bahsettiği, daha önce yapılanlar ile bugün yapılan arasında bir kıyaslama yapmakta değil benim niyetim.
Sadece sokak aralarından bağırarak geçerken damacana suyu satan ve aile bütçesine bir maliyet getiren damacana suyunu içmeye devam mı etmeliyim yoksa muslukları açıp içmelim iyime bir yanıt bulmaktı.
Ne oldu hangisine yanıt buldunuz diye soracaksınız emenim.
Söyleyeyim o zaman.
Zaten 7.günden itibaren musluk suyu içmeye karar vermiştim ki, halen devam ediyorum.
Esasen bu konuda kimin ne söylediği önemli değil artık.
İster mutfak isterseniz lavaboya gittiğinizde, su içme ihtiyacı duymuşsanız tekrar mutfağa dönüp sokak satıcısından aldığınız damacanın başına geçmeniz gerekmiyor.
Aslına barsanız öncekilerin yaptıkları ile sonrakilerin yaptıklarının da karşılaştırılmasının önemi kalmadı.
Herkes kendi döneminde kendine düşen görevi hakkıyla yapmıştır.
Sanmıyorum ki, eksiği veya fazlasıyla yapılanları inkar edende yok.
Su arıtma tesisinin Kırıkkale’ye kazandırılmasında üç Belediye başkanının katkısı vardır.
Ve hiç kimse tesise katkı sağlayan, Hayati Karayol’dan başlayarak, Cemalettin Akdoğan ve Mustafa Pekdoğan’ı unutmamıştır.
Ama musluk suyunu içirebilecek noktayı Veli Korkmaz koymuştur.
Kaldı ki, bu suyu Hasandede kasabası dahil Balışeyh ve Sulakyurt’a kadar bazı ilçeler ile belde halkı da içiyor.
Dolayısıyla Kırıkkale halkı musluktan su içebiliyor.
Arıtma tesisinin temeli atılmamış ve şehre su verilmemiş olsaydı belki musluk suyunu bugün içemeyecektik.
Emeği geçenlere teşekkür etmeli her şeyden önce.
Eksileri ve artılarıyla bu şehre yaptıkları hizmetler bakımından iz bırakanlar arasına Veli Korkmaz’da katılmış ve imza atmıştır.
17 Ağustos bunun işaretidir.
Bilin ki, her yıl 17 Ağustos’ta bu şehirde iz bırakanlar hatırlanacaktır.
Fazla söz hata yaptırır, fazla naz aşık usandırır biliyorum.
Yapılanlar ortada iken ne denilebilir ki.