Nankör, iyi bir şeye teşekkür etmeyen, iyilik bilmeyen anlamına gelir lügatta.
Münkir ise bildiği halde inkâra kalkışandır, inkâr edendir.
Bu da nereden çıktı diyeceksiniz.
Son zamanlarda Kırıkkale belediyesi, 40 trilyonu bulan bir yatırım neticesinde, suyu tatlandırmak amacıyla bir ek ünite yaparak “buyurun için” demiştir.
Teşekkür ediyoruz, çok da iyi oldu.
Kırıkkale’de Su, diye bir belediye büroşürü bastırmışlar.
İşte, bu iki kaba tarife sığan ifadelere uyan tutmu burada görüyoruz.
Nankörlük ve münkirlik burada göze çarpıyor, ama Kırıkkale insanı ne nankördür, ne münkirdir.
Seksen sayfalık kitapcık suyu anlatıyor, suyun tarihteki, coğrafyadaki önemini anlatıp gidiyor, eyvallah istifade ettim.
Sonra çok küçük ve kayıp manalarla su arıtma tesisinden bahsetmiş, ona da eyvallah…
36. sayfada münkirat başlıyor, nankörlük değil münkirlik başlıyor…
Şehrin kurulduğundan beri gelen su probleminden bahsediliyor, su deposunun küçüklüğü ve yetersizliğinin su problemini çözümsüz bıraktığından bahsettikten sonra aynen…
“BU konuda 1994 yılında yapılan çalışmalar da yeterli olmamıştır.
2004 yılından itibaren su konusunda belediyenin başlattığı ve uygulamaya koyduğu kalıcı somut adımlar, Kırıkkale’nin 20 yıllık içilebilir suyunu karşılamıştır”
Bu kadar bir yazı ile tam sayfada suyun 70 yıllık serüvenini anlatmış, yani sayın Korkmaz’ın gelmesiyle su konusunda kalıcı ve somut çalışmalar var, öncelerinde yok…
Eğer vefa duygusu olsa önce bir teşekkür ederdi bu hizmete emeği geçenlere, işin bu yönü nankörlüktür.
Kendinden önce hiçbir şey yapılmamış olmasını iddiası ise inkârdır, münkirliktir.
Türkiyenin en büyük tesisi ve altı yeni su deposu yapılmış, isale hatları döşenmiş, sadece iklim ve ırmak suyunun özelliklerinden dolayı tad problemi kalmış, kendisi de bir ünite ilave edip işin kahramanlığına soyunuyor.
Su arıtma tesisinin alan istimlakı ve proje ihalesi Sayın Hayati KARAYOL zamanında yapılmıştır.
Fiziki ihalesi Sayın Cemalettin AKDOĞAN zamanında yapılmıştır.
Mustafa Pekdoğan döneminde ise bizzat Devlet Bahçeli’nin ilgilenmeleri neticesinde çıkarılan ödenekler neticesi 2005 yılında bitirilecek olan tesis dört yıl önce 2001 yılında şehre su verecek duruma getirilmiştir.
Türkiyede en büyük ve en ileri teknolojiye sahip bir tesis depolarıyla birlikte tamamlanmış ve şehir susuzluktan kurtulmuştur.
Başkan Melih Gökçek’in proğramına katılarak şehir suyunun temizlik sorunu olmadığını söylerken yalan mı söyledi?
Evet çok doğru, suyumuzda bundan önceki dönemlerdeki kimyasal arıtma yapılmış olsa hiçbir sıkıntı yoktur.
Ama sayın başkanın vahşi propogandalarıyla suyu 40 trilyon gibi bir maliyetle çok kısa ömürlü, kendi ifadeleri ile “20 yıllık” bir zaman için bir ek ünite yapılmış ama yine mırık kokusu giderilememiştir.
Bu konuda uzmanların görüşleri “barajda yağışların azlığından su sirkülâsyonu olmadığı için bekleyen su dipteki mırık kokusunu alıyor” bu kokunun giderilmesi ise zaman ve iklime bağlıdır.
Eğer bu ek ünite bu sorunu çözerse elbette memnun kalırız, o suyu bizde içiyoruz.
Ama ne olur vefasız olmayın…
Nankörlük ve münkirlik ciddi bir devlet adamına yakışmaz.
Devlet devamlılık ister, siz on yılların bikrimi üzerine geldiniz, herkes bir şeyler yapmıştır…