“Gönül Köprüsü Gezisi “çok neşeli geçti aziz okuyucularım.Bu yaz sıcağında size çok bilimsel,sosyal içerikli ve ironik yazılar yazdım. İnanın yazı üretmede bir sıkıntım yok .Bunu sırf siz aziz okuyucularım için zevkle yapıyorum.Ancak bu yazıyı büyük bir hazla yazıyorum .Maksadımız neşelenmek, gülmek ve hayattan zevk almaktır.Bunu bana odası Atatürk resimleri ile dolu doktorum tavsiye etti. Onun tavsiyesine uyaraktan yazdıklarıma kızmıyorsunuz umarım. Tabiî ki eleştirilerinize açığım. Ama unutmayınız ki fikir beyan etmeye büyük değer veririm.İnsan hiç konuşmadan bir gün bile duramaz. Konuştukça neler çıkar insanın içinden.Bununla çevremizde birçok insanın yer almasını sağlarız.Bir sosyal çevre ediniriz. Toplum mühendislerinin veya çağdaş yaşamcıların hoşuna gitmeyecek ama bendenizin de bir sosyal çevresi var.
Geçenlerde bu isimle bir gezi organize edildi .Birçok kişi geziye katıldı.Epey zaman önce kaytan bıyıklarını biraz uzatarak, kahraman Türk Akıncısı Kara Murat ‘a benzeten fenomenimizi bilirsiniz.Neden böyle yaptığını sorduğumda : “AB projeleri kapsamında yurt dışına çıkacağını ,kendisini bu geziye hazırladığını” söylemişti.İlk durak Finlandiya olmuştu. Ocak ayında her tarafın buz kestiği bir anda, bu gezinin pek iyi geçmeyeceğini düşünmüştüm. Ama öyle olmadı.Fenomenimiz,güneş görmediği için bembeyaz Finli kızların deniz mavisi gözlerine takıldı.Kızlar gözleri ile işi hallettiler. Bizimkinin içi eridi adeta.Kuzey Buz Denizine balıklama atladı.Ateşini böylece söndürebildi. E mail adresine attığım “birine binebildin mi ?”sorusuna cevap bile veremedi.
Arkasına gizli hafiyelerimi taktığımı unutmuş olmalı.Bıraksaydım Yunanistan’dan Alexis’i ,Romanya’dan Ekaterina’yı, Almanya’dan Helga’yı ,Polonya’dan Nadia’yı, Maçaristan’dan Gabriella’yı alıp gelecekti. Başı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile derde girecekti. Kendisine fırsat verseler iyi bir harem kurmaktan çekinmezdi. Bu durum laik yaşamın tek evlilik kuralına uymazdı ama iş üstünde bunu düşünecek hali yoktu. Piyanocu Fazıl o kadar yerli aşüfteyi sıraya dizerken kimse sesini çıkarmamıştı. Benim üzüldüğüm nokta-i nazar şu oldu. Hazır İMF ile işleri yoluna koymuşken bu kadar kadını ülkemizde nasıl istihdam edecekti bilemiyorum…
Gizli adamlarımın bana yaptığı istihbaratlara göre, fenomenimiz son gezisinde derin uykuda iken donu ayak bileklerine kadar kaymış. Bu şekilde yattığını görenler şaşkınlık geçirdi.Neden böyle yattığına anlam veremdiler.
Diğer uzun bacaklı adam, uzun bacakları ve kolları ile ne biçim kulaç attı, bir görseydiniz.Kendisini takip eden kısa bacaklı adamlara: “Burası derin fazla gelmeyin.Boğulursunuz sonra karışmam!” Diye uyarıda bulunuyormuş.Asıl neden sonradan anlaşıldı.Epey ilerde , derin yerde birkaç sarışın dilber yüzüyorlarmış.Onlarla arayı uydurmak için başkalarının gelmesini istemiyormuş. Heyecandan olsa gerek denize girerken şortunun uçkurunu bağlamayı unutmuş.Haşin birkaç dalga,yaprak altından görünen Mahmatlı kabağı gibi her şeyi ortalığa sermişti.
Evi yansa önce pekmez teknesini kurtaran adamın maceralarını yazmayayım, siz hayal edin.
Ne şenlik değil mi aziz okuyucularım.
”Gönül Köprüsü Gezisi” Çok verimli geçtiğini, fenomenlerimizin çok özel gayretleri ile amacına ulaştığını söyleyelim.
Bu bir vatan borcudur.