Karnını doyurmak için aradığı çöplüklerde boş çıkmıştı.
Midesi sırtına yapışmış, açlığını giderecek en küçük kırıntıyı bile arandı saatlerce.
Ne ileri gidebildi nede geriye dönebiliyordu.
Bulunduğu yeri terk edip başka bir yerde kırıntı aramak istiyordu ama bir ayağı ileri giderken diğeri geri geliyordu tekrar.
Bir ara yola çıktı.
Karşıya geçecekti belli.
Karşı kıyıdaki çöpe gidip, kırıntı arayacaktı.
Ayağının birini yolun üzerine bastı, sonra ötekini de yanına getirdi.
Karşıya geçmeyi istiyordu ama yapamadı.
Sıcak ve açlık onun gücünü yitirmişti.
Geri döndü.
Biraz korkak ve ürkek tavır ile şaşkın şaşkın dolaştı aralarda.
Bir ara durakladı, geldiği yere baktı.
Ne gücü vardı yürümeye nede ümidi.
Çünkü geleceği yerdeki çöplere daha önceden bakmış ve bir şey bulamamıştı.
Hava giderek daha sıcak ve bunaltıcı oluyordu.
Onun ise karnı hala aç ve güçsüz.
Kamyonların, taksilerin ve tırın son sürat vızır vızır geçtiği yola doğru son bir hamle ile tekrar yöneldi.
Ne sağına nede soluna bakmıştı o an.
Beklide karşıda fark ettiği kırıntıyı bir an önce mideye indirmek niyetindeydi.
Bekleyemez di, beklemedi.
Çevredekiler sadece koştuğunu gördü.
Uzaktan iç burkan bir sesle irkildik hepimiz.
Olayı görmeyip sesi duyanlar önce birbirine baktı.
Tüyler ürperten ses hala kulakları tırmalıyor, ne olduğunu görmek isteyenlerin koşuşturmaları geride toz bulutu bırakıyordu sadece.
Zavallı yere uzanmış, kalkmaya çalıştıkça ayakları onu geri çekti.
Yığıldı kaldı öylece.
Yardım edin dercesine, gözlerinden ağlamaklı bir bakış süzdürdü yattığı yerden.
Vızır vızır geçen arabaların sesi kesilmedi hiç.
Bir ses “kenara alalım arkadaşlar” derken, bir başka ses ise “tutalım” dedi.
Kenardaydı, güvendeydi artık.
Yine karnı aç ve fersiz.
Gözlerinden ölüm ile kalım arasında olduğunu okumak çok zor olmadı.
Acı ve feryat içinde, yardım edenler yanından ayrılırken son bir kez baktı arkalarından gitmeyin dercesine.
Ama hayat devam ediyordu başkaları için.
Gitti onlar, arkalarında ölümle pençeleşen yaralı bir yürek bırakarak.
Zavallı hayvan ölüme terk edildi.
Ertesi gün olduğunda büyük bir hevesle yattığı yere baktık.
Hayvandan ne ses çıkıyor nede hareket edebiliyordu.
Çünkü ölmüştü çomar.
Bir hız tutkunu şoföre kurban oldu.
Tıpkı yollarda trafik terörüne kurban giden diğer insanlar gibi.
Bir farkı vardı ama diğerlerinden.
Karnı açtı ve bir veteriner yardımı bile almadı.
Acı içindeyken, yardım görmeden, gözlerinden düşen damlalar ile hatırlanıyor şimdi.