HELÂL ETMİYORUM!..
Aşağıda anlatacağım meşhur hikâyeyi yaşı kemale ermiş çoğu insan bilir ama yeri gelmişken ben, bir daha tekrarlayım istedim…
Efendim,
Köyün birinde herkesi zar ağlatan bir ağa varmış, günün birinde öldüğünde malın mülkün sahibi olan oğlu, marabasını yanına çağırmış, “babamın yanına bir mezar kazacaksın, gece sorguya gelen melaikelerin neler sorduğunu öğrenip bana anlatacaksın” demiş.
Korka korkada olsa yeni ağanın buyruğunu yerine getiren maraba, ilk akşamdan kazdığı mezara girmiş ve gelecek olan melaikeleri beklemeye başlamış.
Bir müddet sonra ölmüş olan ağayı sorgulamaya gelen melaikeler boş mezarda tir tir titreyerek bekleyen marabayı görünce karar değiştirip önce, dirinin mezarına girip soralım bakalım neyi var neyi yok. Nasıl olsa ölü bir yere kaçamaz. Bilahare daha sonra döner, hesabı bir tamam alırız” demişler…
Ve
Dalmışlar marabanın mezarına!..
Bir yandan döverken, öte yandan da soruyorlarmış;
“Senin eşek karakaçan, en fazla 50 kilo yük götürebilirken üstüne 100 kilo yük yükledin.
Yetmedi,
Birde kendin bindin.
Oda yetmedi, altta canı çıkan eşeğe Dadağın tepeyi hızlı çıkmıyorsun diye bir kamyon sopa çaldın.
Ver bakalım şimdi zavallı eşeğe attığın sopanın hesabını!”
Sabahın ilk ışıklarına kadar sürmüş hesap kitap işi.
Yediği dayaktan bitap düşen maraba, soluğu ağanın oğlunun yanında almış.
Ağam demiş,
Ben bir eşeğin hesabını veremedim sorgucu melaikelere. Baban onca malın, mülkün hesabını nasıl verecek bilmiyorum vallaha…
İki gün önce,
Radyoda türkü aramak için kanal değiştirirken okunmakta olan haberlere takıldım.
Daha öncesinde memleketten ne türlü haberler verdi spiker bilmiyorum ama duyduğum ilk şey, “Kızılay eski başkanlarından Ertan Gönen geçirdiği trafik kazası neticesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayata gözlerini yummuştur.”
Önce kulaklarıma inanamadım.
Halbuki ben onu yaşadığı selefe hayattan koparıldığı için kalp krizinden ölür sanıyordum ama o beni yanılttı!..
Hiç beklenmedik anda trafik canavarı koparmıştı onu bu dünyadan.
Ülkemiz,
1999 da bu güne kadar yaşamadığı ölçekte bir felaket yaşamış, tüm gözler zor gün dostu Kızılay’a çevrilmişken tanındı o.
Kendisi,
Başkan olduğunda, “ben yeni geldim. Kızılay’da daha önceden yaşanmış olumsuzlukların ve yolsuzlukların sorumlusu değilim” dedi…
Yeni başkan olduğu doğrudur!..
Lakin konunun içinde olanlar bilir ki, doktor (sanırım kendisi Pratisyen hekimdi) Ertan Gönenin Kızılaycılığı, Kızılay genel başkanlığına hırsızlığın, yolsuzluğun, adam kayırmacılığın gözler önüne serilmesinden ve Kemal Demir’in yerine seçilerek gelmesinden sonra değil, ondan çok önce öncesine dayanır.
Kendisi sadece genel başkanlığa yeni seçilmiştir…
Hâlbuki
Kızılay’ın yirmi yılı aşkın süredir ikinci adamıdır.
Yani,
Çadır alımlarında,
Yapılan ihalelerde,
Bulunulan bağışların amacından saptırılarak kullanılmasında,
Kısaca,
Kızılay’ın ortaya saçılan bilumum alavere dalavere gibi işlerinde, dolayısı ile halkın gözünden düşürülmesinde ve nerdeyse dünyanın en eski yardım kurumunun iflasında, herkesten fazla sorumlulukta pay sahibidir.
Benim bildiğim, hakkında açılmış onlarca yolsuzluk ve usulsüzlük davalarından ya çıkarılan aflarla yâda zaman aşımı sayesinde kurtulmuştur.
Lafın özü,
Bu dünyada henüz hesabı kapanmamıştır merhumun!..
Şimdi hesap zamanı…
İmamın merhumu nasıl bilirdiniz suali kulaklarımda çınlar gibi şu an.
Ben,
Kendisi ile epeyce uğraşanlardanım.
Ve
İyi bilirim!..
Ve
Fakir-fukara, garip-gureba sebeplensin diye kimi zaman damarlarında akan kandan, kimi zaman kazandıkları helal kazançtan artırıp bağışta bulunanlar ve tüm depremde göçük altında kalanlar adına hakkımı helal etmiyorum…
“Milletin malı deniz, yemeyen domuz” zihniyeti ile kendi geleceğini kurtaranlar bilmeliler ki, her şeyin olduğu gibi yemeninde bir sonu vardır.
O gün hesap günüdür…
Kendine uygun çıkarılan kanunlarla “her şey yanımıza kar kaldı. Sütten çıkma ak kaşığa döndük ” diyenleri öbür tarafta sorgucu melaikeler, ellerinde gürgenden yapılmış kazıklarla karşılayacaktır elbette!..