Ne olacak bu sanatçımızın hali? Tanga giyip ortalıkta gezmiş değil ama kendisini Sibel Can’a benzetiyorlar.
Hamiyetten söz ediyorum. Güzel gözlü sanatçımız. ( inanın gerçekten bu tabir bana ait değil) geçenlerde sık sık uğradığı kuaförüne gitmiş.Akşam programa çıkacaktı . Şöyle bir güzel süsleneyim diye düşünmüş. Nasıl olmuş ise olmuş, kuaför sanatçımızın doğal saçlarını yakmış! Güzel gözlü sanatçımızın gözlerine de yakıştıramam ama, durmadan ağlamış, göz yaşı dökmüş.Programı altüst olmuş. Sonunda sanatçımız bağımsız yargıya başvurmuş.
Biliyorsunuz 28 şubattan buyana alınan bir sürü idari karar var. Peruk takmak bile(!) yasaklandığından, kamusal alan olan sahneye nasıl çıksın. Yanık kokusu içinde o güzelim saçlarından eser kalmamış haliyle bunu yapamaz. Seyircisine duyduğu saygı bunu gerektiriyor.Başını örterek de kamusal alanda şarkı söyleyemez,Hem böyle yapsa başörtüsü ile alay etti diyecekler.İki arada bir derede kaldı. Sanatçıların zor anlarından biri. Bilirsiniz sanatçılar en yakınlarının ölümü halinde dahi sahne alabiliyorlar. Bu durum sanatçının seyircilerine duyduğu saygıdan çok sanatına verdiği değeri de gösterir.
Yargı ne zaman karar verecek? Durmadan darbe tebliğini çağrıştıran bildiriler yayınlıyorlar.Karar çıksa bile o güzelim saçlar bir daha nasıl düzelecek.Bari peruk takmalarına bir şey demeseler.
Görüyorsunuz aziz okuyucularım sanat için ne çileler çekiyor sanatçılarımız. Ülkemizde sanatçının kaderi bu mu olmalıydı? Çağdaş uygarlık düzeyine çıkmamıza ramak kala hala bunlarla uğraşma talihsizlik.
Hadi saçı yanmasaydı da Allahın verdiği saçlardan usanıp, daha havalı olsun diye peruk takıp sahneye çıksaydı ne olacaktı demeyin. Bir ispiyonlama sonucu durum tespit edilseydi kamusal alana bu haliyle çıkmış olduğu için yaka paça edilip oradan indirilecekti .Bu daha iyi mi olacaktı?
Benim asıl sevindiğim bir şey var; zorla da olsa ,yargı kararı ile de olsa kuaförümüz daha kaliteli ve çağdaş hizmet verecek.Hamiyet’i kurban verdik ama diğer kadınlarımızı kurtarmış olacağız .Bundan daha sevinçli haber ne olabilir?
Size bir magazin haberi daha vereyim de rahatlayınız .80 öncesi olayları çarpıtarak veren dizimizin güzel yıldızı evlenecekmiş. Dizi çekimlerinden buna nasıl zaman ayırdı şaştım doğrusu .Gençlerimiz Maşallah pek marifetliler.
80 öncesinden beri yaşayan canlı tanıklarından biri olarak bende dizinin bu çağdaş yaklaşımından mustaribim! İnsan biraz olgunlaşır. Terör yapan kim olursa olsun fark etmez bir insanlık suçu işlemiştir. Hiçbir bahane terörü ve teröristi haklı ,masum gösteremez.Senin teröristin kötü benimki iyi diyemez.O zamanlar Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği diye bir örgüt vardı masum insanları öldürerek propaganda yapıyordu..Eski tüfek dönek aydınlarımız buna karşı bir eleştiri getirdiklerine şahit olmadım.
Asıl önemli haber keçiboynuzunun kansere ve iktidarsızlığa eyi geldiği . Keçiboynuzu Türk erkekleri için yeniden keşfedildi. Yakın bir zamanda AB ye girdiğimizde lazım olacak yemeye devam edin lütfen.
Aaa!.. Oda ne ? Çağdaş ve de aydınlanmacı bilime ters bir gelişme daha oldu. Zıpçıktı Japon medeniyeti kanserli hastaları teşhis eden bir köpek geliştirdiler. Sevimli ve sadık yaratık koklayarak ve de yalayarak tanılama yapabiliyormuş. MR merkezi işletenler bana kızacaklar ama, ne yapalım olmuş bir kere. Halbu ki bizde kalın gözlüklü bazıları Mikroskop bile kullanmadan da aynı tanılamayı yapabiliyorlardı.
Son bir köşe daha dönelim.
Apo’nun Şam’da kurduğu yoğunlaştırma ve kadını özgürleştirme evinde tecavüz ettiği terörist kadın İstanbul Terörle Mücadele Şubesine gelerek teslim olmuş. Acaba diyorum geçenlerde Avam Kamarasında Kürtleri anlatan kadın da bu eve uğramış mıydı? Aynı tezgahtan tedris alıp almadığı merakıma mucip oldu da. Ne yapalım bendeki de merak işte!