Hatırlayacağınız üzere önceki yazımda Batman’da çay parası öde(ye)mediğimizi anlatmıştım. Bu sefer güneye, Akdeniz’e gidelim ve orada yaşadığım kısa bir olayı sizinle paylaşayım.
Efendim, Alanya’dan turne minibüsümüzle Antalya’ya gidiyoruz.
Ama ne gidi
ş!
Yol o kadar çok dolan
ıyor ki midesi bulanmayana madalya verilebilir.
Benim midem hiçbir zaman bulanmaz diyen kaptanımız dahi mola verdiğimiz yerde kendini tutamadı.
Mola yerinde baya durduk. Çünkü herkes çok kötüydü. Yol öyle çekilir gibi değildi. Tam biz mideyi rahatlatıcı şeyler içerken yolun aşağı tarafından, yanında 5 – 6 yaşlarında bir erkek çocuğu ile birlikte, eşeğe odun yüklemiş yaşlı bir teyze göründü.
Teyzem her halinden Anadolulu olduğunu belli ediyordu. E böyle bir yerde, böyle bir teyze ile kar
şılaşılır da konuşulmaz mıydı?
Konuştuk tabi.
Teyze kıt kanaat geçiniyordu. Toplayabilirse kırış kırış olmuş o güzel eliyle topladığı odunları satıyordu, her gün bilmem kaç kilometre yol giderek.
Arkadaşlar arasında biraz bir şeyler toplayıp teyzeye yardım amaçlı verdik. Çok ısrar etti almamak için. Ama biz daha çok ısrar ettik. Teyzenin eline zorla sıkıştırdık parayı.
Adını niye mi hala söylemedim.
Yahu Anadolu kadını dedim ya… Ne olabilir?
Ayşe, Fatma, Hatice. Onunki Fatma idi.
Fatma Teyze zorla verdiğimiz parayı utana sıkıla eteğinin içine koyarken hayatımda hiçbir zaman unutamayacağım şu duayı etti. “Tırnağınız daşa değmesin yavrum.”
Ne de güzel söylemişti!
O an ne yolun uzaklığı, ne çekilmezliği ne de midedeki bulanıklık kalmıştı aklımızda.
Fatma Teyze o kadar içten söylemişti ki… Bizi büyülemişti adeta. Abartmıyorum, hayatımda duyduğum en güzel temennilerden bir tanesiydi.
Fatma Teyze bizi orada bırakıp tepenin başındaki evine doğru, torunu ve odun yüklü e
şeği ile yürümeye devam etti. Konuşurken hiç şikâyet etmedi halinden. "Şükür yavrum halimize" dedi.
Baz
ıları ise en ufak bir terslikte ya da işleri azıcık ters gittiğinde hemen halden şikâyet ediyorlar.
Ben o gün orada Fatma Teyze’den bir de şükür dersi aldım. İnşallah herkese nasip olur böyle bir şükür dersi.
Antalya’ya uzun bir yolculuktan sonra vardık.
Mesafe çok uzun değildi. Ama o kadar çok döndük ki yol çok uzun geldi.
Manzara enfes.
Uçsuz, bucaksız deniz. Kıyıdan gidiyorsun sürekli.
Ama işte kıyı olduğu için sürekli viraj dönerek gidiyorsun. Antalya’dan Alanya’ya ya da Alanya’dan Antalya’ya gidecekseniz tedbirinizi alın. Allah o güzergahta minibüs ya da otobüs işletenlere kolaylık versin.