21 Mayıs 2012 Pazartesi


03.11.2011 12:16:44 3185  defa okundu.

Doğa Organik Mimari İle Kazanılır

Doğa ve insan ilişkileri açısından organik mimarinin son derece önemli olduğuna dikkat çeken Mimar Mehmet Emin Akkaş, organik mimariyle doğa ile bütünleşmenin, doğanın evden, evin doğadan faydalanmasının amaçlandığını söyledi. Organik mimarinin, çevresiyle örtüşen, insana yakın ve insanla iç içe olması gereken tasarım prensiplerine sahip bir felsefesi olduğunu ifade eden Akkaş, ‘Organik mimari, insanın yaşam şeklini, doğayla olan ilişkisini, toplumun psikolojik etmenlerini dengeleyen bir mimaridir’ dedi.
Organik mimarinin Türkiye’de çok az kullanıldığına dikkat çeken Mimar Akkaş, ‘Organik mimari, mekânı sürekli ve sürdürebilir şekilde, canlı duygularının baskı altında tutmadan, tabiattan sağacaklarımızı, başta insanoğlu olmak üzere, bütün canlıların; sağlığına, huzuruna ve özgürlüğüne özen göstererek, barınmaya çözüm getirme erdemidir’ dedi. Akkaş, doğanın mimarlık için en kapsamlı kitap olduğunu belirterek, doğadaki canlıların organik mimari öğretileriyle dolu olduğunu söyledi. Mimar Akkaş, şöyle dedi: ‘Bülbül; keçi kılı, melengiç sütü ve özellikli toprağı su ile karıştırıp, olağanüstü ustalık ve form ile yuva inşa ediyor. Arı ise; geometriyi, mekânda ısınmayı-soğutmayı, kolektif çalışmayı, mevcut araziyi en verimli kullanmayı, savaşların iki tarafı da imha ettiğini, hepimizin birimiz ve birimizin hepimiz için yaşaması gerektiğini, adil hiyerarşiyi, kıtlık olmadan evvel stoklamayı, yeteneklere göre sınıflandırmayı, maksimum verimliliği ve kıskanmanın yerine-kendisi ile yarışarak yükselmeyi öğretiyor. Karınca şehirleşmeyi, araziyi bilinçli seçmeyi, bu günün işini yarına bırakmamayı, doğal afetlere karşı önceden tedbir almayı, doğal malzemeyi verimli kullanmayı, sadece bireyi değil mekânı da mikroplara karşı arınık etmeyi ve sorumluluklarını yerine getirme konusunda uzman.’

‘Mimar doğaya zarar vermemeli’
Doğaya yabancılaşan insanlığın kendisine de yabancılaştığını dile getiren Mimar Mehmet Emin Akkaş, ‘’Doğaya yabancılaşmak beraberinde bencilliği, zalimliği, üretim kısırlığını, hazıra konmayı ve emeğe hoyratça davranmayı getiriyor’’ dedi. Organik mimarinin tabiata ve çevreye en uyumlu mimari olduğunu söyleyen Akkaş, ‘Mimar, doğaya zarar vermeden tasarım yapmalıdır. Çünkü asıl güzellik doğanın kendisidir. Dokunulmamış, bakir kalmış doğadır. Organik mimari ise bu zararı minimuma indirmeye özen göstermektir. Doğadan ve yakın çevreden elde edilmiş taş, ahşap, cam, toprak, ahşap ve kireç gibi işlenmemiş/yarı işlenmiş ürünlerle tasarım yapılırsa başarılı olur’ diye konuştu.
4 bin 850 yıl evvel Zerdüştler tarafından oluşturulmuş yapılardaki harçların tahlillerinden elde edilen sonuçların organik mimarinin uzun yıllardır kullanıldığını ortaya koyduğunu belirten Akkaş, şöyle devam etti: ’4 bin 850 yıl evvel kullanılmış harcın tahlilleri ışığında, hiç inorganikliğe sapmadan malzememizi üretmeliyiz. Deprem ve doğal afetler bir kader değildir. Bir karınca kadar yerleşim yeri uygulamıyorsak, bu ihmalkârlıktır.’ İnsanın doğadan uzaklaştığı için organik mimariden de uzaklaştığını belirten Akkaş, doğal taş, sönmemiş kireç, yakılmış kemik, ponza, organik yumurta akı, taş tozu gibi doğal malzemelerin kullanıldığı organik mimaride, iç mekânlarda kullanılan boyaların ise; ceviz ve nar kabukları suyundan elde edilen boya, taş kınası, böğürtlen kökü boyalarından oluştuğu söyledi. Doğanın doğru okunması gerektiğine işaret eden Akkaş, ‘Tıpkı bir ruhanin kendini dinine adamışlığı misali, doğanın öğrencisi olunmalı. Tabiatın dilini öğrenmeliyiz. Tabiata karşı kopya çekmek, insanlığa her zaman zarar verir ve bizi tabiata karşı suçlu konuma düşürür. Doğayı yeniden canlandırmaya yönelik başkaldırı sadece bir erdem değil, acil bir zorunluluktur’ dedi.

Mardin mimarinin başkentidir
Çocukluğunda doğa ile iç içe olduğu için organik mimariyi tercih ettiğini kaydeden Akkaş, ‘Öğrenci evimin en büyük salonunda, 70 değişik çeşit çiçek vardı ve bunların tamamı canlı ve sağlıklı çiçeklerdi. Boy sıralarına göre anfi tiyatroda oturan seyirciler misali dizmiştim, her gün çiçeklerime, o anki atmosferin ruhuma yansıttığı melodilerle, yıllarca saz çaldım. Bir nevi betonların içinde küçük bir tabiat oluşturmuştum. Beşinci kattaki öğrenci evimin, şehrin manzarasına hâkim balkondan, seher vakti uyanıp kuşların doğa anaya dağılışını seyrederken; hep, insanoğlu bu beton yığınlarını bu kadar düşmanca ve hiçbir canlıya barınak oluşturmadan, para hırslarından dolayı, sadece insanların bir çatı altına yerleşmesi için, antik yapıları yıkmalarına, yeşil alanları yok etmelerine ve tarım arazilerine beton kondular yığmalarına anlam veremiyordum. Bu kötü gidişatın bir kader olmadığını, sorumlu mimarların daha yaşanır bir doğaya ve doğadaki canlılara dostça davranarak, barınma ihtiyaçlarına çözüm getirebileceğine hep inandım.’ Mimarlık diplomasını aldıktan sonra tabiat dostu olabilmenin tabiatın dilini öğrenmekten geçtiğini fark ettiğini belirten Akkaş, Türkiye’nin mimari başkenti Mardin’e yerleşmeye karar verdiğini söyledi. 13 yıllık tecrübenin ardından organik mimariye uygun projeler ürettiğini ifade eden Akkaş, projelerini halkla birlikte hayata geçirdiğini kaydetti.
Organik mimari; canlılara ve bitkilere benzer. Doğurgan ve yaratıcı rahim misalidir. Bu doğurgan tasarımlar, tıpkı kuluçka evresini tamamlamış civciv misali, zamanı geldiğinde, tasarımlarım kabuğunu kırıp gözlerini yaşama acıyorlar.
Mimar Kullanıcılar Adına Karar Vermemelidir
Herhangi bir şehirde, bölgede veya ülkede yapacağım mimari üretimde, daha önceki bilgilerimin esiri olmamam için, yeni mimari üretimlerimi yapacağım yerelde, tasarımlara başlamadan evvel, giyimden-folklora, eğimden-bitki örtüsüne, kültürden-eski mimari dokuya kadar bir araştırma yaptıktan sonra, tasarım eylemine başlıyorum. Buna kuluçkaya yatma evresi diyorum. Bu da orijinal bir üretimi oluşturmanın yanında, kullanıcıların ruhunu, yuvaya nakş etmenin zeminini oluşturuyor. İşte o zaman ideal civciv gagasını kabuktan dışarı çıkarıyor diyebilirim.

Mimar adaylarına öneriler
Doğaya zaman ayırsınlar, canlıları doğal ortamlarında incelesinler, zamanlarının bir kısmını, beton mekan/tesislerde, denizde geçireceklerine, bir dağ köyüne gitsinler, köylülerin yaşamını yerinde görsünler.
Aşkı, cafe ve kantinlerden kurtarsınlar.
Her bahar ağaç ve çiçek ekerek, büyümelerini takip etsinler.
Teorik bilgilerle yetinmesinler.
Kendilerini öyle donanımlı bir hale getirsinler ki, kelimenin-çizginin gücünden, bireyin gücünü anlayan mertebeyi yakalasınlar.
Resim, heykel ve müzik ile akraba olsunlar.
Kendi aralarında yaz kampları düzenlesinler.
Babalarının ayakları ile yürümesinler.
Her yıl minimum bir ay, cep telefonunun ve bilgisayarın olmadığı bakir bir doğada kendilerine zaman ayırsınlar.
Bir antik yerleşimi seyrederken, hayal güçlerine yüklenerek; acaba o dönemde iletişim, ulaşım, aşk, yemek, iş aletleri, inançları ve hedefleri neler idi? gibi soruları kendilerine sorsunlar.
Derslerin, sadece fakültenin belirlediğinden ibaret olmadığını, yanı sıra tabiata karşı olan derslerimizin de olduğunu bilerek, zamanlarını değerlendirsinler.
Yapacakları mimari üretimlerde ise şu öneriyi incelesinler:
Tabiat + canlılar + coğrafi konum + kullanıcıların zevk, imkânları ve ihtiyaçları + doğaya dost yapı malzemeleri = Yapılacak % 100 organik mekânlar periyoduna dikkat etsinler. Çünkü bütün dersler tabiatın kendisindedir. Mimara düşen ise, bu dersleri iyi gözlemleyip hayata geçirmektir.

Mimar Mehmet Emin AKKAŞ

merrdo@hotmail.com

Yorum Yaz


YORUMLAR
Nevin BURDURLU:
Kitabe emsali yazınızdan feyiz aldım. Elinize sağlık, çok faydalandım.
18.02.2012 13:49:09
Leyla Yadigar:
Güzel ve verimli yazınızdan faydalandım, teşekkürler. ^^‘Mimar, doğaya zarar vermeden tasarım yapmalıdır. Çünkü asıl güzellik doğanın kendisidir. Dokunulmamış, bakir kalmış doğadır. Organik mimari ise bu zararı minimuma indirmeye özen göstermektir.^^Başarılarınızın devamını dilerim.
18.02.2012 13:54:03
Aytekin KALEMBİLER:
Aytekin Kalembiler: Sn: Mehmet Emin Akkaş; yazlarınızdan yararlandım ve şu dediklerininze aynen inanıyorum: ''Bireyin gücü, görünenin çok ötesindedir. Birey yeteneklerinin ufuklarını ve de sonsuzluğunu keşfederse, bireyin görünmeyen yanı, görünen yanından daha engindir. Birey istediği takdirde; evrensel enerjiyi harekete geçirip yerel olmayan bir iletişim kurabilir. Buna ‘İstek Yasası’ diyebiliriz. Bu yetenek her insanda vardır, ama istek olmadıkça yetenek harekete geçmez. İnsan kendini beş duyu ile kısıtlamadığı takdirde 'istek yasası'nı harekete geçirerek, uzaktan kumandalardan ve cep telefonlarından çok fazlasını başarabilir.'' gün gelecek, savaşlar-kavgalar bitecek ve insanoğlu barış ve huzurun, savaşlardan çok daha değerli ve verimli olduğunu anlamış olacak. İşte o zaman bizler beş duyu organımızın ötesine keşfe çıkabiliriz ve başaracağımıza, içtenlikle inanıyorum. Habere katkısı olanlara ayriyeten teşekkürler.
18.02.2012 14:27:54
Selin ACU:
Selamlar. Elinize-dilinize sağlık. Yazınızı büyük beğeni ile okudum. Bana çok yeni bilgiler kattınız. Özellikle ; ''MİMARLAR KULLANICILAR ADINA KARAR VERMEMELİDİR. Herhangi bir şehirde, bölgede veya ülkede yapacağım mimari üretimde, daha önceki bilgilerimin esiri olmamam için, yeni mimari üretimlerimi yapacağım yerelde, tasarımlara başlamadan evvel, giyimden-folklora, eğimden-bitki örtüsüne, kültürden-eski mimari dokuya kadar bir araştırma yaptıktan sonra, tasarım eylemine başlıyorum. Buna kuluçkaya yatma evresi diyorum. Bu da orijinal bir üretimi oluşturmanın yanında, kullanıcıların ruhunu, yuvaya nakş etmenin zeminini oluşturuyor. İşte o zaman ideal civciv gagasını kabuktan dışarı çıkarıyor diyebilirim.'' kATKISI OLAN HERKESE İÇTEN TEŞEKKÜRLER. Benzer verimli, bireye bilgi katan yazılarınızın devamını dilerrim. (Selin ACU)
19.02.2012 16:21:46
Fulya Saran:
SELAM Artık hepimizin bildiği gibi doğadan,içindeki varlıklara göre en çok yararlanan bizleriz.Doğayı en çok kirleten yine bizleriz.Bu nedenle ”Doğa kirletme kendi varlığımızı yok etmeye çalışmaktır” denilebilir.Bilinçsiz kullanılan her şey gibi temiz ve sağlıklı tutulmayan doğa da bizlere zarar verir.Bu nedenle doğa denince aklımıza önce yaşama hakkı gelmelidir.İnsanın en temel hakkı olan yaşama hakkı,canlı ya da cansız tüm varlıkları sağlıklı,temiz ve güzel tutarak dünya’nın ömrünü uzatmak,gelecek kuşaklara burakılacak en değerli mirastır. Ruhsal rahatlamamızı sağlayacak yeşil alanlara hasret kalmaya başladık.Yüzmek için deniz kıyısında bile yüzme havuzlarına girmek zorunda kaldık,gürültüsüz ve sakin bir uyku uyuyamaz,midemiz bulanmadan bir akarsuya bakamaz olduk. Sayın MEHMET EMİN BEY:öncelikle doğaya karşı bu hassasiyetinizden dolayı sizi takdir ederim. Doğayla içiçe olan bir insan ancak bu kadar yalınsız ve bu kadar güzel anlatımıyla doğaya olan ihtiyacımızı dile getirebilir. Belirttiğiniz gibi insanlarımızın öncelikle farkında olması gerekir.farkında olan insan ilk adımı atmış olur. Doğa ve insan psikolojisini çok derin şekilde ele almışsınız. YÜREĞİNİZE VE ELLERİNİZE SAĞLIK. BAŞARILARINIZIN VE ARAŞTIRMALARINIZIN DEVAMINI BEKLERİZ. Fulya
20.02.2012 19:26:34
Nezahat Meriç:
MERHABALAR ''Doğa Organik Mimari İle Kazanılır'' yazınız ile tahrip edilmiş doğamıza katkı sunduğunuz için ilkin teşekkür etmek isterim. Planladıklarınızın düşüncesi bile insana huzur ve dinginlik veriyor. Böyle bir evde yaşamak, orada soluk alıp huzuru nefeslemek, sevgiyi paylaşmak, kim bilir ne kadar yüceltir insanı. Fikirlerinizin ete kemiğe bürünmesi, renklerinizin insanlara yansıması, tabiatın mekâna sinmesi, insanı sarıp sarmalaması çok güzel… Sanat bu beceriye deniyor galiba. Her şey yolunda gitsin ve farklılığınızın farkında olunsunlar dilerim. ”Bir insanın yaşamda sıradanın ötesine çıkabilmesi için görüşümce iyi bir çocukluk yaşaması gerekir. Aynı zamanda değişik yaş evrelerinde, yaşamını besleyecek bütün plastik sanatlardan amatörce de olsa tatması gerekir.”Organik yapı insana tabii yuva kurmanın esas alındığı bir yaşam tarzıdır. Bu tarzı yansıtmak için tabiatı temel ilham kaynağı olarak model almalıyız. Bir yapı veya tasarının büyümesi çevreye uyum sağlaması ve canlıların tabiatına uyumluluğu, doğa dostu olan ve insanı çevresindeki ot, taş, toprak, karınca ve kırlangıca kadar düşünülen aynı zamanda tabiat yasalarından ödün vermeyen sanatçı mimarların ülküsü olmazsa mutlu, sağlıklı, dayanaklı ve tasarruflu yuvalar kurmak hayal olur.” Bir de ‘‘Organik Mimari; Mekânı sürekli ve sürdürebilir şekilde, canlı duygularını baskı altında tutmadan, tabiattan süzüleni, başta insanoğlu olmak üzere, bütün canlıların; sağlığına, huzuruna ve özgürlüğüne özen göstererek, barınmaya çözüm getirme erdemidir.’’ Ve de ‘Mimar doğaya zarar vermemeli’ diye devam eden paragraftaki; ‘‘Doğaya yabancılaşan insanlığın kendisine de yabancılaştığını dile getiren, Doğaya yabancılaşmak beraberinde bencilliği, zalimliği, üretim kısırlığını, hazıra konmayı ve emeğe hoyratça davranmayı getiriyor. Organik mimarinin tabiata ve çevreye en uyumlu mimari olduğunu, mimarlar, doğaya zarar vermeden tasarım yapmalıdır. Çünkü asıl güzellik doğanın kendisidir. Dokunulmamış, bakir kalmış olandır. Organik mimari ise bu zararı minimuma indirmeye özen göstermelidir. Doğadan ve yakın çevreden elde edilmiş taş, ahşap, cam, toprak ve kireç gibi işlenmemiş ürünlerle tasarım yapılırsa başarılı olur’’ diye belirtmişsiniz, katılmamak mümkün mü?. ‘‘ Organik Mimari; Mekânı sürekli ve sürdürebilir şekilde, canlı duygularını baskı altında tutmadan, tabiattan süzüleni, başta insanoğlu olmak üzere, bütün canlıların; sağlığına, huzuruna ve özgürlüğüne özen göstererek, barınmaya çözüm getirme erdemidir.’’ Denmişsiniz. Elinize dilinize sağlık. Yolunuz açık olsun. Nezahat Meriç
24.02.2012 21:35:58
Ecevit Turan:
Selam Bilgelik ve engin araştırmaya dayanan belirlemeleriniz beni mest etti. Çok hoş. . . “Organik mimari”, mekânı sürekli ve sürdürebilir şekilde, canlı duygularını baskı altında tutmadan, tabiattan süzüleni, başta insanoğlu olmak üzere, bütün canlıların; sağlığına, huzuruna ve özgürlüğüne özen göstererek, barınmaya çözüm getirme erdemidir.'' denmiş ve Doğa yasalarına riayet ettiğimiz sürece, doğa bize kaybettiklerimizi fazlasıyla geri verecektir. Bir mimarın bu uyumu yakalayabilmesi için de, tabiatın asistanı (müridi) olması ve doğayı doğru okuması gerekir. Tıpkı bir ruhanin kendini dinine adamışlığı misali, doğanın öğrencisi olmalı. Tabiatın dilini öğrenmeden, organik mimari uygulamaları sakat olur. Tabiata karşı kopya çekmek ise, insanlığa her zaman zarar verir ve bizi tabiata karşı suçlu konuma düşürür. Bu da zamanla birikir ve felaketlere davetiye çıkarır. Tabiatı kutsal ve cömert bir ANNE olarak kavramamız gerekir. İhtiyacımızı gidermeye çalışırken, tabii materyalleri, geri dönüşümü kolay olan organik malzemeleri, çevresindekiler ile bir bütünsellik ve uyum içinde olanı kullanmalıyız.'' ve ...''Doğurgan doğa özgürleşmeden, doğurgan dişinin özgürleşmesi gerçekçi olmaz. ''.. ''Mimarlık dişi bir meslektir. İnsanoğlu zamanı ve mekânı dürüst okumalıdır ve kısırlığa hizmet etmemeli.''.. Bu güzel yazıya katkı sunan herkese teşekkürler. Ecevit Turan
28.02.2012 09:23:43
Sami Kahraman:
Teşekkürler Yaınız 10 numara. Belirlemeler ve yazı dili de biraz organik olmuş. Örneğin : ” ‘Organik mimari, mekânı sürekli ve sürdürebilir şekilde, canlı duygularının baskı altında tutmadan, tabiattan sağacaklarımızı, başta insanoğlu olmak üzere, bütün canlıların; sağlığına, huzuruna ve özgürlüğüne özen göstererek, barınmaya çözüm getirme erdemidir’ ”. Beğendiğim için sizlere teşekkür etmek istedim.
04.03.2012 01:41:30
Aysel Subaşı:
Sayın Mehmet Emin AKKAŞ'ın ..“Organik mimari”, mekânı sürekli ve sürdürebilir şekilde, canlı duygularını baskı altında tutmadan, tabiattan süzüleni, başta insanoğlu olmak üzere, bütün canlıların; sağlığına, huzuruna ve özgürlüğüne özen göstererek, barınmaya çözüm getirme erdemidir. Diğer bir deyişle; doğayı tahrip etmeden, barınma ihtiyacımızı gidermek amacıyla, tabii materyalleri, çevresindekiler ile bir bütünsellik ve uyum içinde uygulamaya “Organik Mimari” (Organic Architecture) diyebiliriz.''... belirmeleri için teşekkürler. Bu değerdeki çalışmaların yaygınlaşması dileği ile, emek veren herkese teşekkürler. Aysel
14.03.2012 13:47:44
Mahir Doğan:
TEŞEKKÜR ”Doğa-insan ilişkisi, insan-mekân ilişkisi açısından organik mimarinin önemine dikkat çeken Mimar Mehmet Emin Akkaş, organik mimari doğa ile bütünleşmenin, doğanın konuttan, konutun da doğadan faydalanmasının amaçlandığını söyledi. Organik mimarinin, çevresiyle örtüşen, insana yakın ve insanla iç içe olması gereken tasarım prensiplerine sahip bir felsefesi olduğunu ifade eden Akkaş, ‘Organik mimari, insanın yaşam şeklini, doğayla olan ilişkisini, toplumun psikolojik etmenlerini dengeleyen mimaridir’ .. yazısı için; İZMİR’DE SANAT ‘Organik Mimarinin Önemi’ ve Mimar Mehmet Emin Akkaş’a teşekkürler.. Umarım ülkemizde içimize su serpen araştırma ve çalışmalar daha da gelişecektir. Yazının cümle kuruluşlarında da ”ORGANİK” -doğal bir tad var. Saygılarımla. Mahir Doğan
14.03.2012 14:10:00
Süleyman:
Selam Zevkle okudum yazınızı. Ciddi ve ezber bozan bir yazı. Genelde uzun yazıları okumaktan üşenirim. Ancak bu yazının bazı bölümlerinin daha da detaylandırsaydınız daha iyi olurdu sanırım. Mesela doğanın ve doğadaki canlıların öğretebilecekleri ile ilgili. Sanırım benim gibi üşengen okuyucuların okumayacağı hesaba katılmıştır. Bir mimar olarak yeni bilgiler edindim sizlerden. Yazılanların çoğunu beğendim. ‘_Mimar Kullanıcılar Adına Karar Vermemelidir_ Mimar Mehmet Emin Akkaş, ‘herhangi bir şehirde, bölgede veya ülkede yapacağımız mimari üretimde, daha önceki bilgilerimizin esiri olmamamız için, yeni mimari üretimlerde mekânın uygulanacağı yerelde, tasarımlara başlamadan evvel, giyimden-folklora, eğimden-bitki örtüsüne, kültürden-eski mimari dokuya kadar bir araştırma yaptıktan sonra, tasarım eylemine başlanmalı. Buna kuluçkaya yatma evresi diyorum. Bu da orijinal bir üretimi oluşturmanın yanında, kullanıcıların ruhunu, yuvaya nakş etmenin zeminini oluşturuyor. İşte o zaman gürbüz civciv, gagasını kabuktan dışarı çıkarıyor diyebiliriz’. Çok yerinde bir belirleme. Çünkü genelde biz mimarlar diplomamızın arkasına sığınarak; kullanıcıların zevk ve isteklerine pek riaayet etmiyoruz. Başta meslektaşım Mimar Mehmet Emin Akkaş’a olmak üzere, yazıda ve yayında emeği geçen herkese teşekkürşer. Süleyman Acar (Mimar)
26.03.2012 17:32:48
Meltem Bilgin:
”Organik Mimari” yazınızı okudum. İçimde geçen düşünce:''doğaya karşı, şu ya da bu şekilde hepimiz suçluyuz ve aynı zamanda borçluyuz''. Perişan halde olan oğamıza karşı farkındalık oluşturduğunuz için tebrik ediyorum. İnsana huzur ve veriyor bu bilgiler. Resimlerdeki evlerde yaşamak, orada soluk alıp huzuru nefeslemek, sevgiyi paylaşmak, çok ayrıcalıklı olmalıdır. Fikirlerinizin ete kemiğe bürünmesi, renklerinizin insanlara yansıması, tabiatın mekâna sinmesi, insanı sarıp sarmalaması çok güzel… Sanat bu beceriye deniyor galiba. Çok hoş fikirle: ”Bir insanın yaşamda sıradanın ötesine çıkabilmesi için görüşümce iyi bir çocukluk yaşaması gerekir. Aynı zamanda değişik yaş evrelerinde, yaşamını besleyecek bütün plastik sanatlardan amatörce de olsa tatması gerekir.”Organik yapı insana tabii yuva kurmanın esas alındığı bir yaşam tarzıdır. Bu tarzı yansıtmak için tabiatı temel ilham kaynağı olarak model almalıyız. Bir yapı veya tasarının büyümesi çevreye uyum sağlaması ve canlıların tabiatına uyumluluğu, doğa dostu olan ve insanı çevresindeki ot, taş, toprak, karınca ve kırlangıca kadar düşünülen aynı zamanda tabiat yasalarından ödün vermeyen sanatçı mimarların ülküsü olmazsa mutlu, sağlıklı, dayanaklı ve tasarruflu yuvalar kurmak hayal olur.” Bir de ‘‘Organik Mimari; Mekânı sürekli ve sürdürebilir şekilde, canlı duygularını baskı altında tutmadan, tabiattan süzüleni, başta insanoğlu olmak üzere, bütün canlıların; sağlığına, huzuruna ve özgürlüğüne özen göstererek, barınmaya çözüm getirme erdemidir.’’ Ve de ‘Mimar doğaya zarar vermemeli’ diye devam eden paragraftaki; ‘‘Doğaya yabancılaşan insanlığın kendisine de yabancılaştığını dile getiren, Doğaya yabancılaşmak beraberinde bencilliği, zalimliği, üretim kısırlığını, hazıra konmayı ve emeğe hoyratça davranmayı getiriyor. Organik mimarinin tabiata ve çevreye en uyumlu mimari olduğunu, mimarlar, doğaya zarar vermeden tasarım yapmalıdır. Çünkü asıl güzellik doğanın kendisidir. Dokunulmamış, bakir kalmış olandır. Organik mimari ise bu zararı minimuma indirmeye özen göstermelidir. Doğadan ve yakın çevreden elde edilmiş taş, ahşap, cam, toprak ve kireç gibi işlenmemiş ürünlerle tasarım yapılırsa başarılı olur’’ diye belirtmişsiniz, katılmamak mümkün mü?. ‘‘ Organik Mimari; Mekânı sürekli ve sürdürebilir şekilde, canlı duygularını baskı altında tutmadan, tabiattan süzüleni, başta insanoğlu olmak üzere, bütün canlıların; sağlığına, huzuruna ve özgürlüğüne özen göstererek, barınmaya çözüm getirme erdemidir.’’ Denmiş. Elinize dilinize sağlık. Yolunuz açık olsun. Bu bilgi ve tespitlerin bize ulaştıran herkese canı gönülden teşekkürler. Meltem Bilgin
02.04.2012 09:31:10

Son Yorumlar

Abidin Emmi
Ha gayret AKP ye oy vermeye millet daha bu günleride arayacak
21.05.2012 21:05:02

erdem sözen
sayın millet vekili birde belediye hizmetlerine el atsanız garibanın halk ekmeğinide kapattılar millet pahalıya ekmek yiyor
21.05.2012 17:52:25

Ali Aksoy
aziz özer şehidimize rahmet dilemek yerine bu haberin altına bu yorumu yapmanız çok yanlış mecbur iptal edecek festivali milletin ciğeri yanarken orada festival mi yapacaktı gerçi festival bahane reklam olsun vekillere göz boyama amacıyla düzenlenen bir etkinlik bu festival.
21.05.2012 17:30:42

serdar önem
KESKİNİN BAŞINDA BÖYLE ADAMLAR OLDUKCA O BELEDİYEYE DAHA COK HACIZ GELIR.BAŞA GELENLER HEP SÖMÜRUCU TIPLER BI ALLAHIN KULUDA KESKINE HIZMETE GELMIYORKI SENEDE 1 GUN GELIYORUM SANKI KÖYE GELMIS GIBI OLUYORUM.MADEM YAPAMIYACAKSIN O İŞİ NE DİYE ONCA İNSANIN GÜNAHINA GIRIYOSUN.BİZİM ADAMLARIMIZDADA VAR 2 GUN SECIMDE YÜZLERINE GULENLERIN ADAM DIYE YANLARINA GIDIYOLARYA.5 PARA ETMEZ INSANLAR ELLERINI SALLIYARAK GEZIYOLARYA SINIR OLUYORUM.LAFLA BU İŞLER YÜRÜMÜYOR BAYRAM EFENDI SECIM ZAMANINDA GERİLE GERİLE KONUSUYORDUN SIMDI ODANDAN CIKAMAZ OLMUSUN.NE YUZLE DURUYOSUN O KOLTUKTA DAHA...
21.05.2012 04:33:43

mertcan EFE
Sayın haberkale,sizin tarafsız haber yaptığınıza inanıyorum.ama bazı haber siteleri neden bazılarını ballandıra ballandıra anlatıyor ne karşılığında? yav Atatürkü tanımayan biri çıksa Atatürk bu diyecek,kardeşim somut bir hizmet var mı yok? e ne o zaman yahşihanın çalışkan başkanı diyosun? haber ahlakı denen birşey var...çıkar uğruna bazı değerlerden vazgeçmeyin bu kötü birşey...
21.05.2012 01:43:41